30 Aralık 2008 Salı

GEÇEN YILIN ARDINDAN YENİ YILA MERHABA

Teskere günlüğü son 29 gün ;



Her şey geçen sene başladı aslında biliyor musun bir tanem geçen seneki mutluluğumun sebebini bu sene yıl başına gireceğimiz şu günde daha iyi anlıyorum.Hani sana hep teşekkür ederim ya hayatımın her anına anlam katıp güzelleştirdiğin için geçen senede her şey in başlangıcıydı aslında yazık ki bunun farkına varabilmem tam 6 ayımı aldı.Bundan 6 ay sonra itiraf edebildim sevdiğimi oysaki her şey in başlangıcı geçen sene bugündü işte.Gelmez arkadaşlarıyla programı var demiştim annemlere boşa beklemeyin bende boşa ümitlen miyim.Sen hele bir söyle demişti annem bakarsın gelir.Haklıydı söylediğimde tabi ki gelirim demiştin.Ondan sonrası hayatım boyunca unutamayacağım yılbaşının bir kaç saati.



Annem e çocuklar çok suskunsunuz demişti aslında karşısında dilimin tutulduğu ilk insan sendin biliyor musun .O güne dair arkadaşıma yazdıklarıma günlüğüme not ettiklerime bakıyordum da heyecandan eser yoktu demişim o gün için yalan bal gibi heyecanlıydım işte.O günden çok sonra itiraf edebiliyorum heyecanlı olduğumu .Hatta o gün suskun olma sebebim bile sana hiç söylememiş olsam da ondandır.Bunu şimdi düşündükçe anlıyorum o gün anlam verememiştim ama dikkat kızım aşık oluyorsun demiştim içimden.Sonrada hadi canım git işine olur mu öyle şey deyip başka bahanelerle geçirdim 6 ayımı.Oysa gerçek bal gibi ortadaydı aşık oluyorum lafı fazla ve gereksizdi artık aşık olmuştum.Hem de hayatımda hiç kimseyi sevmediğim kadar seviyorum seni.E ne demişler her insan hayatında bir kere sevebilir ve hayatı boyunca tek insan özle olur.Öteki hayatına girip çıkan insanlarsa hikaye eğer yıllar sonra arkaya dönüp baktığımda yanımda ki sen değilsen bil ki yalan söylemeyi becerebildiğimdendir.Çünkü bu zamana kadar benim için özel olduğunu bildin senden sonra sevemeyeceğimi ve benim için geçen sene ki yeni yılımın hep özel kalacağını hiç bir zaman söylemedim sana.Bak aradan bir yıl geçti işte bir tanem şimdi sen yanımda olmadan yeni bir yıla girmeye hazırlanıyorum geçen senenin hatırasıyla.

Bu sene mutlu olmamı bekleme benden içimden geçen seneyi hatırlarken hala yüzüm gülebiliyorsa bil ki iyi rol yapabildiğimdendir.Kimi insan gerçekten sevinirmiş böyle bir gün de kimiyse rol yaparmış ben rol yapanlardanım.Senin gibi bende unutmadım çünkü geçen seneyi.Unutmadım ve hayatımın en özel günü olarak tarihe geçti o gün.Yaşanacak daha pek çok güzel gün gibi...


Not:2009 yılı tüm dünyaya sağlık huzur ve mutluluk getirsin.İsrail ordusuna ise Bush un kafasına atılan ayakkabı nın yüz misli ayakkabı yemeyi nasip etsin.Hey insan görünen hayvanlardan oluşan İsrail ordusu sözüm size durdurun şu kanı

27 Aralık 2008 Cumartesi

HAFTANIN SONU

Efendim çalışanlar için koca bir haftayı geride bıraktık peki nasıl geçti bu hafta .Bana göre tam bir faciayla özelliklede dün.Düne kadar annemin müdür olmak için gittiği seminerden gerekli puanı alıcakmı herşeyi geride bırakıp Kırıkkale'ye gidicekmiyiz kabusuyla geçti haftam dünse sorunun cevabı önüme kondu kabusun kendisiyle karşılaştım.Çünkü hiç kaçarı yok gidiyoruz.Bir insanın doğduğu şehri terketmesi kolaymıdır peki.Bunun cevabını ben değil nerden çıktıklarını bir türlü anlamadığım hatıralarım veriyor ki kolay değildir.Ama geçicek neler geçmiyorki hayatta buda geçicek.Bu hafta aklıma takılan diğer bir konuysa sayın başbakanın açıklaması t.Hani şu kriz psikolojik açıklaması.Aslında bi açıdan haklı tabi Tayyip efendi.Şöyleki kriz teğet geçti diyen bir başbakan gözlemliyor ve bakıyor ki psikolojik vakalar artmış ve insanlar psikologa gidiyorlar.Baktı ki durum bu kriz psikolojik açıklamasını yaptı.Tamam bu açıklama gerçeği yansıtmasa bile hadi öyle olduğunu var sayalım sormazlar mı başbakan a insanlar neden bu hale geldi psikologlar dolup taşıyor diye.Bunun cevabı gayet basit teyet geçti diye tabir ettiği kriz insanlarımızı psikologlara yönlerdirdi.Ülkemizdeki intihar vakaları bu yüzden arttı.İnsanlar bunalımda ve bir çıkış yolu arıyorlar baktılarki kendileri bulamıyor psikolglara gidip hem derdimizi anlatalım hemde akıl danışalım diyorlar.Psikologların yaptığı çok önemli bir şey var çünkü bu ülkenin başındakiler sıradan vatandaşları dinlemiyorlar ama onlar dinliyorlar.Meseleden bundan ibaret yoksa hepimiz biliyoruzki kriz başbakanımızın dediği gibi ne psikolojik nede teğet geçti.Kendisi kabak gibi ortada ha görmesini bilene tabi.Bu haftanın son başlığıysa Yaşar Kurt ve taraf gazetesine verdiği röportaj.Kendisi 40 yaşında kökenlerinin ermeni olduğunu öğrenmş.Oda Arto Tunç Boyacıyan ile albüm çalışmaları yaparken Arto Tunç Boyacıyan'ın sen babama çok benziyorsun demesiyle .Yaşar Kurt da sen de benim babama çok benziyorsun demiş ve böyle başlamış hikaye sonuç köklerini araştırmış ve tam 40 sene sonra ermeni olduğunu öğrenmiş.Mevzu bundan ibaret ama birde bunun magazinsel ve krizin unutturulması boyutu var ki..Burnuma bu konuda hiç te hoş kokular gelmiyor umarım bu açıklama sadece bi röportajdan ibarettir ve ilerde bir magazin yada sabah programında görmeyiz Yaşar Kurt'u.En azından senelerdir piyasada işini düzgün yapan bir insanın bile bir anda bu röportajdan 4 gün sonra bir haber sitesinin başlıklarını süslemesi bile şok olmama yetti.Bilenler bilir Yaşar Kurt sadece işini yapan başka hiç bir kaygısı olmayan bir adam çünkü.Yada bu kadar zamandan sonra hazır da albümde çıkıyor deyip promasyon hazırlıklarına başladı ve yakında onun kurbanı olucak.Sizleri bilemem ama Ermenilerden özür dilemek gibi saçma kampanyaların gündemde olduğu günlerde Yaşar Kurt'un bu açıklaması inanılmaz bence.Umarım albüme promasyon bahanesiyle değişipte sabah programlarında boy göstermeye başlamaz.İşte bana göre hafta ve gündem bundan ibaret haftaya gelişmeleri yine sizler için yorumlamaya çalışacağım.Şimdilik esen kalın efendim

22 Aralık 2008 Pazartesi

BUNALIMSAL SAYIKLAMALAR

İçses:Ben geldimBen:Nerdesin artık seni duyamıyorum
İçses:Hadi canım şaka yapıyorsun
Ben:Hayır gayet ciddiyim
İçses:Anlaşılan hem ciddi hem bunalım takılıyoruz
Ben:İzin verirsen evet
İ:Elbette ben bir köşede sessizce dinlerim seni

Günlerdir bu mod dayım gözüm ne kağıt görüyor nede kalem ben susuyorum ve anlam vermeye çalışıyorum olanlara içimdeki ses hepten susmuş vaziyette beni dinliyor.Bunun sonu ne olacak bilmiyorum.Peki neden böyleyim sevdiğiniz insanın sizi sevdiğini anlamanız kadar kötü bir durum var mıdır acaba.Bunu ben demedim kendisi hissettirdi sordum her seferinde yalanladı ama üç gündür ben arıyorum beyimizi aramasam halimi soracağı yok hoş aradığımda da yok ya.Ne yapmalı bu durumun geçiciliğini kabul edip savaşa devam mı etmeli yoksa hazır madem durum bundan ibaret deyip yol yakınken geri mi dönmeli.Yol yakınken geri dönmeyse seçenek bunca zamandır verdiğim sevgi mücadelesi ne olacak sevgime ne olacak.Sevgilerde ne zaman mutlu son olur acaba yada bir insan karşı tarafı kırdığı gerçeğinin ayırdın a ne zaman varabilir...

Cumartesiden beri kendime kızıyorum bırak kızım diyorum o arasın ama yok işin kötüsü işine geldiğinde öyle bir arıyor ki tek sözü yetiyor.Bunun adına sevgi diyorlar galiba ve eğer bunun adı sevgiyse benim ondan ayrı kalabilmem için gidecek çok yolum var demektir.Peki iyi mi bu yoksa kötümü yoksa hiç birimi.Tam olarak sorulması lazım gelen soru bu galiba nedir benim bu yaşadığım.Ondan önce yaşadığım şeylere bakıyorum bir bir cevabı yok bu sorunun daha önce hiç böyle olmadım sevmedim de.Meselenin özü bu galiba hem seviyorum bir o kadarda yalnızım.Yalnızlık çocukluğumun korkulu günlerinde yatağımda herkes uyuyor sansın diye kafama yorganı çekip sessizce ağladığım zamanlarımdan emanet bana.Son zamanlarda bu emaneti daha çok hissediyorum yanımda.Yalnız değilim deyişlerimin boşuna oluşunu aslında hep yalnız olduğumu anlıyorum.Anlıyorum ki fena alışmışmışım yalnızlığa o benden bir parça olmuş ve ne yapsam olmuyor çünkü her şeyi tek yapmaya alışmışım ben çok sevdiğim film seanslarında bile yalnızlığa alışmışım.Düşünüyorum da aile boyu film izlemeyeli o kadar uzun zaman oldu ki geçen hadi film izliyoruz dediler oturdum ve afakanlar bastı ben sonra izlerim siz izleyin diyerek resmen kaçtım yalnızlığın hüküm sürdüğü odama

Geçiçi bir durumdur değil mi bu kendiliğinden geçer yani.Geçmesine geçerde kimsenin anlamadığı sadece içinde yaşadığımdan dolayı benim anladığım gibi ya hiç karşı taraf olmadıysa inandığım tüm şeyler aslında bir yalandan ibaretse...

19 Aralık 2008 Cuma

SESİMİZİ DUYURALIM NÜKLEER SANTRALE DUR DEMEK İÇİN SON FIRSATI KAÇIRMAYALIM

Nerdeyse burayı açtığımdan beri takip eden arkadaşlarım bilir nükleer santral konusunda ne kadar hassas olduğumu bu zamana kadar pek çok yazı yazmışımdır bu gidişata dur denmezse bu nükleer santrallerle ilgili sonuncu yazım olacak ama olsun bizler söylemekten bıkmayacağız ve elimizden geldiğince her fırsatta dile getireceğiz nükleer santral istemediğimizi.Çünkü kurulacak yer Karadeniz çünkü kurulacak yer en iyi ihtimalle Mersin Akkuyu.Bunların hepside geçmişte çevre felaketi yaşamış yerler insanlarımızın sağlıklarını kaybettiği yerler Nükleer Santral kurulursa ne olur peki ben söyleyeyim buralara nükleer santral kurulursa sonucunda ölümler daha çok artar ve çok daha ciddi bir sorun ortaya çıkar nükleer santrali kurduğumuz yeri tamamen kaybederiz.İşte sırf bu yüzden nükleer santrale hayır çünkü ülke olarak kaybedecek bir toprağımız dahi yok artık.Karadeniz'i kendi gözlerimle gördüm daha nükleer santral olayları çok yeniydi ve Karadeniz kirliydi yorgundu Karadeniz .Dikkatinizi çekiyim santral kurulması gündemde olan yerlerden biri Sinop yani Çernobil'i yaşamış bir kentimiz soruyorum sizlere birde buraya nükleer santral kurulursa ne olur .Sizleri bilemem ama bence bu durum felaketin ta kendisi olur.Hep söyledim söylemekten de vazgeçmeyeceğim bizler Ülke olarak Kazım Koyuncu gibi bir değeri yok denilen etkilemedi denilen Çernobil ve beraberinde gelen doğal sonuç Kanser yüzünden kaybettik.Kim bilir daha ismini bilmediğimiz kimleri kaybediyoruz her gün aynı sebepten dolayı.Peki sorarım size daha kaç insanı kaybedeceğiz bu kanser uğruna.Ben Nükleer konusunda yukarda saydığım sebeplerden dolayı aşırı bir duyarlılığa sahibim ve elimden geleni yaptım eğer sizde öyle iseniz buyurun aşağıda ki linkten eyleme katılabilirsiniz dur demek adına yada en azından elimden geleni yaptım demek adına sizleri eyleme davet ediyorum.Buyurun Karadeniz'in Akkuyu'nun kurtulması için eyleme.



http://www.greenpeace.org/turkey/news/nukleer

18 Aralık 2008 Perşembe

TESKERE GÜNLÜĞÜ SON 39 GÜN

Dün benim askerle konuştuktan sonra duruma uyanmam gerektiğini fark ettim .Hem de öyle yavaş bir uyanma değil şöyle hızlıdan uyanmalıyım beyimiz bana hesaplatıyor da 40 günü kalmış dile kolay neredeyse bir buçuk seneden sonra 40 gün nedir ki dedim ve sonunda teskere günlüğü yazmaya karar verdim.Bu teskere günlükleri bittiğinde blogger da ki son yazım olacak sanırım.Zira geldiğinde beyimizle vakit geçirmekten kalan vakti de film izlemeye ayıracağımdan vaktim olacağını pek sanmıyorum .Neyse moralimizi bozmayalım ve tezkere günlüğüne başlayalım bakalım sonra ne yapacağımızı ama şimdi Esmeray’ ın gel teskere parçası eşliğinde teskere günlüğü zamanı.Başlıyoruz efenim.

39.gün
Bir tanem;


Gidiyorum deyişin dün gibi aklımdayken gelişini sayıyorum şimdi.Geçen bir senenin ardından bu saydığım günler hiç bir şey değil aslında.Çok şey yaşandı sen yokken en çokta ben büyüdüm artık seviyorum demekten korkmuyorum dün şöyle bir düşündüm de ortaokulda ve lisede sevdiğini söylediği için alay konusu olan ben değilim artık hayatımda ilk defada olsa seviliyorum.Artık bilebiliyorum hikayemdeki mutlu sona çok yaklaştım .Oysa bir gün sende sevileceksin deseler gülerdim inan bana gülerdim .Çok şey görmüştüm çünkü ve gördüğüm sonların hepside aynıydı.Şimdi düşünüyorum da bir son hariç hepsi aynıymış ve mutlu son sadece senmişsin.Bunu anlamam çok zor oldu hep hadi canım dedim ama oldu işte.Kendime çoğu zaman şaşıyor olsam da hala bekliyor olmamın başka hiç bir sebebini bulamıyorum.

Gittiğinden beri hiç değişmedi buralar sadece bir mevsim geldi geçti o kadar ağaçlar insanlar her şey yerli yerinde bir tek ben değiştim.Eskiden sevmediğim gri bulduğum bir şehri istersem ne kadar sevebileceğimi anladım her gün yokluğunda.Her gün biraz daha alıştım yaşadığım şehre ve sonunda sevdim.Artık Ankara ‘yı hiç sevmem soğuk şehir diyenlere gülümseyip siz bide Ankara'yı hayatınızda biri varken görün diyebiliyorum.Eskiden böyle söyleyeceğimi deseler yine gülerdim Ankara'yı en son lisedeyken severdim çünkü.Herkesten önce okula koştuğum kendime özel olduğunu düşündüğüm köşemden dünyama baktığım zamanlarda güzeldi bu şehir bide şimdi senin yokluğunda sevdiğim gelişinle anlam kazanacak şu zamanlarımda.

Sevmeyi ve sabırla beklemeyi kitaplardan şiirlerden öğrendim ben şimdi tüm okuduğum şiirleri kitapları tekrar okuyorum ve içimde sabır tohumları büyütüyorum geldiğinde eksik bir şey kalmasın diye senin yerine beğendiğin filmlerin müziklerin arşivini ben yapıyorum.Geldiğinde kış olacak buralarda ama içimde hep sana açık kalacak çiçeklerin yarattığı baharla kucaklayacağım seni.Nazım üstat diyor ya bir şiirinde "çocuklar inanın inan ın çocuklar güzel günler göreceğiz güneşli günler motorları maviliklere süreceğiz güzel günler göreceğiz güneşli günler" Bende inanıyorum işte o güzel günlere belki motorları maviliklere süremeyeceğiz ama gri bir semtin sokaklarını maviye çevireceğiz ve o günlere çok az kaldı.Hiç üzülme yeni yılda yanında olamayacağım diye sen bana hayatımın en güzel yeni yılını yaşattın ben o gün söz verdim kendi kendime bekleyeceğim diye.Bekledim ve gün geldi az kaldı...

16 Aralık 2008 Salı

NO COMENT(YORUMSUZ)





ABD Başkanı Bush'a ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazetecinin dövüldüğü söyleniyor.




ABD Başkanı George W. Bush'a hafta sonu Bağdat'a yaptığı ziyaret sırasında ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazır El Zeydi'nin ailesi, gazetecinin can güvenliğinden endişe duyduğunu açıkladı.

Gazetecinin ağabeyi Uday El Zeydi, kardeşinden böyle bir hareket beklemediklerini, televizyonda izledikleri görüntünün sürpriz olduğunu belirterek, Muntazır'ın aslında çok sakin bir insan olduğunu anlattı.
Uday El Zeydi, ancak kardeşinin gazetecilik yapmaya başladığından beri çok sayıda insani drama şahit olduğunu, bu hareketinin, bütün yaşadıklarının dışa vurumu olabileceğini kaydetti.

EN ACISI MALİKİ'NİN KORUMALARI

Uday El Zeydi, Muntazır'ın ayakkabılarını Bush'a fırlattıktan sonra Bush'un korumaları tarafından değil, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin korumaları tarafından sert bir müdahaleye maruz kalmasını da eleştirerek, şunları söyledi:
"Hakarete ve saldırıya maruz kalan Bush'un korumaları, Maliki'nin korumalarına bağırarak, Muntazır'a vurmamalarını istedi. Maliki'nin korumaları Iraklı oldukları için kardeşimi dövdü. Maliki'nin korumaları değil, Bush'un korumalarının Muntazır'a müdahale etmesi gerekirdi. Bu bizi çok şaşırttı. Herkes televizyonda kardeşimin nasıl dövüldüğünü izledi. Görünen bu ise görünmeyen çok daha kötüdür."

KAMERAMANINI DA DÖVMÜŞLER

El Bağdadiye televizyonuna uğradığını ve kardeşiyle birlikte çalışan kameramanı ziyaret ettiğini ifade eden Uday El Zeydi, olayla hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen kameramanın feci şekilde dövüldüğünü gördüğünü belirtti.

"Kameraman bu haldeyse Muntazır ne haldedir, tahmin edin" diyen Uday El Zeydi, kardeşinin demokrasiyi savunduğunu, Irak halkının çektiği acıları, demokratik bir ülkedeymiş gibi ifade etmeye çalıştığını, Irak devletinin demokratik olma iddiası bulunması halinde, Muntazır'ı serbest bırakması gerektiğini söyledi.

Irak halkının her kesiminden kardeşine destek geldiğini ifade eden Uday El Zeydi, Arap ve Iraklı avukatların kendilerini aradığını ve kardeşlerini ücretsiz savunmaya hazır olduklarını bildirdiklerini anlattı.

Uday El Zeydi, ayrıca, Amerikan veya Iraklı güvenlik güçlerinin muhtemel bir baskınına karşı can güvenliklerini sağlamak amacıyla aile bireylerinin başka bir semtte kaldığını belirtti.

CHE HAYRANI GAZETECİ

Muntazır'ın yakınları ayrıca, gazetecinin Che Guevara'yı kendine örnek aldığını, evinde Kübalı devrim liderinin resminin asılı olduğunu kaydetti.
Muntazır'ın 4 yaşındaki yeğeni Haydar Dirğam El Zeydi de amcasının bir kahraman olduğunu belirtti. Amcasının durumundan çok etkilenen, ağlayan Haydar, "Bush'un ayakkabıdan fazlasını hakkettiğini, amcasının serbest bırakılmaması durumunda Amerikalıları parçalayacağını" söyledi.

KABURGALARINI KIRDILAR

Öte yandan bazı kaynaklar, dövülen gazetecinin bir kaburgasının kırıldığını, bacağından sakatlandığını ve sorgulanmak üzere Amerikalıların denetimindeki, havaalanı hapishanesi olarak bilinen Croper cezaevine götürüldüğünü belirtti.









YAZARIMIZ YORUMLUYOR:


Bu haberin ardından söylenecek çok şey var aslında tabi insansanız.Ben bu haberi ilk okuduğumda verdiğim tepkiyi paylaşmak istiyorum sizlerle haberi okuduğumda aklıma gelen ilk şey bir çift ayakkabının dramıydı.Bilinçli ve haklı olarak yapılan bir eylemin ne kadar abartıldığını hep beraber görüyoruz o ayakkabıyı atan insanın şimdi elleri ve kolları kaburgaları kırıklar içinde .Hey bunu yapan ve hala insan olduğunu düşünen zihniyetler sözüm size dünyanın her yerinde aynı mısınız be siz.Yok mudur aranızda bu gazeteciye yapılanları görüp de dur diyecek bir baba yiğit.Muhtemelen olmadı o halde ya siz insan evladı değilsiniz yada ben.Bush 'a atılan bir çift ayakkabının dramını tüm dünya izliyor bizlerde sadece izlemekle kalacağız bir şey yapamadan bu mudur bumu olmalıdır olay.Her şey bana dokunmayan yalan bin yaşasın dan mı ibaret tir bu dünyada.Avrupa insan hakları mahkemesi Avrupa Birliği boşuna mı var bu dünyada müdahale etsinler ve bunu yapanlara hadlerini bildirsinler lütfen.Öyle adaletle falan da değil ha mademki herkes kendini kral görüyor dünyada onların anladıkları şekilde bildirsinler.Bildiremiyorlar mı bırakın o zaman saldırıya uğrayan dövülen gazetecinin akrabaları hiç değilse meslektaşları bildirsin...

15 Aralık 2008 Pazartesi

BAHTSIZ BEDEVİNİN BAYRAMI VE İKİNCİ YIL KUTLAMASI

Efendim hepinizin geçmiş bayramı kutlu olsun umarım iyi bir bayram geçirmişsinizdir zira benimki bahtsız bedevilerden farksız bir bayramdı.Hatta çağırın nüfus müdürlüğünden bir yetkili adımı bahtsız bedevi olarak değiştireceğim:)Neyse uzatmadan anlatmaya başlıyorum bahtsız bedevi miyim değil miyim siz karar verin.Her şey bayramdan önce başladı aslında hayatımı altüst etme konusunda olağan üstü yeteneğimi kullanarak vurdum kendimi yollara istikamet babamın yanı yani şehr-i diyar İstanbul.


Her şey ilk günden başladı aslında değiştiğini umduğum ama değişmeyen babam benim ona karşı azaldığını zannettiğim ama hala aynı yerinde duran nefretim iki gecem böyle geçti İstanbul’da babam bildik hareketlerini sergiledi ben yatağıma çekildim çocukluğumdaki gibi anladım ki insanlar değişmiyormuş tepkileri de ve geçti zannedilen hiç bir şey söz konusu aile bireyleri olunca geçmiyormuş.Babamla kaldığım iki günü atlattıktan sonra başladı tüm olaylar bir arkadaş buluşması buluşma saatini aşıp koştur koştur babamın beklediği yere geri dönüş ve izin vermez zannettiğim babamdan beklenmeyecek hareket gece arkadaşta kalış.Ne yaptık eski günleri konuştuk film izledik güldük eğlendik bana söz verdiği bir film vardı onu da alıp öyle döndüm Ankara'ya .Macera bu kadar mı sandınız yanıldınız macera tamda bur da başlıyor çünkü arkadaşta kaldığım gecenin öğleni soluğu taksimde aldık amaç sinemaya girip film izlemek iki alternatif var ya ıssız adam ya da aramızdaki casus filmi.Neyse efendim aramızdaki casus filminin seansı iptal edilmiş arog konmuş yerine.Müthiş ısrarlara rağmen arog muro ve Osmanlı Cumhuriyetini kabul ettiremedim arkadaşa girdim Issız Adam kuyruğuna.Tam bileti alacağım ki duyuruyorlar Issız Adam şu seansına bilet tükendi.(İçSes:Ben böyle şansın ta a.q.)Mecburi istikamet bir kafe babama da sinemaya gidiceğiz dedim bilet kalmadığını bilmeden.Neyse bir süre takıldık akşam otobüsle evlere döneceğiz bekliyoruz otobüs yok yarım saat bekledik sonra bindik babamın oraya geldiğimde 8 di ve evet bildiniz durakta bekleniyordum.Eve gittik direk diz kontrolü neymiş dizimi sakatlamışım söylemiyormuşum ben Nazi kampı havasından kurtulayım diyorum bizimkiler sağlık kontrolü yapıyor.Neyse onu da geçtik şükür yalan söyleyecek halimiz yoktu ya sağlıkta.Geldik ertesi güne yola çıktık tatil arkadaşım kardeşimle.Zaten babama karşı tek bir laf söylemememin sebebi de oydu ya.Tam dergilere gömüldük ki ana bizim akrabalar aynı otobüste yolculuk.Zaten pek sevmem zoraki muhabbet ettim sırf fazla samimi olunmasın diye molada dahi inmedim ısrarlara rağmen ama ne fayda zoraki bir kaç kelam edildi tabi.Neyse efendim tam kabus bitiyor terminale geliyoruz kardeşimin telefonu kayıp her yere bakıyoruz yok nerde bu koca telefon benden habersiz çantama koymuş hanımefendi buda böyle atlatıldı mı size :)Eve döndük sanıyorsanız yanıldınız başımıza gelmedik bir kaza eksikti otobüsten inip bindiğimiz dolmuşa arkadan bir taksinin dokundurmasıyla onu da tamamladık şükür.
Şimdi bayram tatiline bakıyorum da güzel olan tek şey arkadaşımda kalmam ve izlediğimiz filmlerdi bide bana söz verdiği filmle eve dönmem.Filmde ne film ama ilk gidişimde tek cdsini kopyala bilmiştik sadece şimdi hepsi elimde orijinal ini bana verdi indiririm diye.Bugün büyük keyif geçtim bilg karşısına filmi kontrol edip direk dalış izleyeceğim ama nerde ikinci cd yine bozuk valla orda sağlamdı diyorum ya bahtsız bedevi olmuşum ben sevgili okur.


dipnot:12.12.2006 blog tutmaya başlama tarihim iki seneyi doldurmuşuz be blog breh breh gel bir öpeyim seni nice iki senelere.

26 Kasım 2008 Çarşamba

KARA KUTU GRUBU VE BİR İŞE YARAMAZ ŞARKILAR

"Bugün benim için özel bir gün hayatımın her anına değer katan insanın kahramanımım doğum günü doğum günü yazısı yazmam gerekiyor değil mi denedim inanın denedim ortaya çıkan şey deli saçması cümlelerdi bugüne dair söylenecek ne varsa benden önce söylenmiş ve şarkı yapılmıştı çünkü Turgut Berkes ve grubu tarafından ben yine geç kalmıştım söylenecek sözler çoktan şarkı yapılmıştı..."

Turgut Berkes’i Kara kutu albümüyle tanıdım iki yıl kadar önceydi sanırım hayatı boyunca izlediği dizi sayısı toplasan 5 i geçmeyen bir adam o gün tabir-i caizse televizyona yapışmıştı.Sebep tek bir şarkıydı Turgut Berkes'in kara kutu albümündeki ışığın parçası o anda anlamıştım bir şeyler söylemek içinde yazmak içinde aslında çok geç kaldığımı adam bundan kim bilir kaç sene önce söylemek istediğim her şeyi söylemiş dahası şarkı yapmıştı .O şarkıyı ve albümü bulabilmek için ne kadar çaba sarf ettim şarkının yayınlandığı dizinin o bölümünü kim bilir kaç sefer seyrettim inan ben bile hatırlamıyorum şimdi.Albümü bulabilmek için sarf ettiğim çabayı ve o albüme ulaşacağım derken kaç kere delirmemek ve sinirlenmemek için keçileri saydığımı söylemiyorum bile onun ayrı hikayesi var çünkü yazmaya sayfalar yetmez.Sadece şunu söyleyeyim yaklaşık iki ay albümü aradım.

Albümü bulduğumda tek bir söz söyledim bunca senedir Yavuz Çetin'in intiharına üzülürken Turgut Berkes'i keşfetmekte çok geç kalmışım ya.Az değil nerdeyse o zamanlar 5 senelik albümdü dinlediğim albüm.Üstelik öyle tek dinlemede rafa kaldırılacak albüm değildi ömürlük albümdü .Bakınız ben iki senedir keyifle dinliyorum albümün her notasını her sözünü.Aradan bir süre zaman geçti ve Turgut Berkes kara kutu gurubunu kurdu yeni albüm parçalarını web sitelerinde yayınlamaya başladılar.Şarkılarının adlarını bir işe yaramaz şarkılar koydular bense yeni şarkılarını her dinlediğimde sövüyorum içimden ulan diyorum kendi kendime bu şarkılar bir işe yaramaz şarkılarsa senin yazdıkların ne kızım.

Yeni değil onların şarkılarını dinlediğim ilk günden beri bu soruyu soruyorum kendime.Etrafımdaki pek çok insan iyi yazıyorsun der bide ben sadece gülerim benim kelimelerim yok çünkü söyleyeceğim tüm sözler bundan kim bilir kaç yıl önce Turgut Berkes tarafından söylendi ve notalara döküldü adına zamanla bir işe yaramaz şarkılar dediler.Banaysa sadece dinlemesi kaldı hayatımın her anına değer katan insanın doğum gününde bile benim bir işe yaramaz kelimelerim değil onların şarkıları var çünkü.Onların kim bilir daha kaç özel günüme eşlik edecek şarkıları...

19 Kasım 2008 Çarşamba

KAPTAN MAĞARA ADAMI YORUMLUYOR



Efendim özel günler için mağarasından transfer ettiğim kaptan mağara adamıyla sohbetimize ve gündem yorumlarına devam ediyoruz.Mağarasından çıkardık birazda Türkçe öğrettik ve blogumuzun resmi yorumcusu yaptık hiç bir masraftan kaçınmayarak bitek elindeki sopasını bıraktıramadık bide kılık kıyafetini düzeltemedik tabi:)Neyse efendim onun söylemek istediği çok şey var buyurun kaptan mağara adamı yorumluyor bölümü başlıyor.

Ben:Günaydın bay kaptan mağara adamı
Kaptan Mağara adamı:Günaydın hanım efendi
Ben:Öncelikle vakti ayırıp bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederin
Kaptan Mağara adamı:Ben tercih etmedim ki mağaramda siz buldunuz ve sağ olun getirdiniz
B:Ne demek efendim görevimiz benim söyleyemediklerimi dile getirecek birine ihtiyacım vardı sizde bunu fazlasıyla yapıyorsunuz
MA:Eh elimden geldiğince
B:Dilerseniz hemen gündeme geçelim
MA:Olur tabi ki
B:Birinci ve en çok üzüldüğüm madde hep beraber dinliyoruz haberimizi

PKK'nın bebek katili elebaşısını Türkiye'nin 6. büyük siyasi lideri ilan ettiler !

Dünyaca ünlü İngiliz savunma dergisi Jane's Defence yayınladığı raporda, terör örgütü PKK'yı siyasal parti, teröristbaşı Öcalan'ı da Türkiye'nin siyasi liderlerinden biri olarak gösterdi.

İSMİ 6. SIRADA
Savunma dergisi Jane's Defence, 'Askeri ve Güvenlik Değerlendirmeleri' başlıklı raporunda ‘Türkiye'nin siyasi liderleri' başlığı altında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal, MHP lideri Devlet Bahçeli ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un ardından, listenin 6. sırasında bölücübaşı Öcalan'a da yer verdi.

MA: Bir dakika bu dinlediğimiz haber gerçek değil dimi olamaz böyle bir şey mağaramdan geldiğim için beni deniyorsunuz
B:Hayır sayın mağara adamı maalesef bu haber gerçek
MA:O zaman müsadeniz le ben vereceğim tepkinin en hafifini vermeye çalışarak OooHaaa diyerek söze başlamak istiyorum
B:Buyurun müsade sizin
MA:Ve soruyorum bu haberi yayınlayan ve kendini bilmez masum çocukların katili bir insanı Türkiye de siyasetçi kimliğiyle ele alan şahsiyetlerin anneleri güzel miymiş
B:Bilemiyoruz efendim bende sinir ve utanç içersindeyim
MA:Yok hayır bence bu sizlerin değil Abdullah Öcalan'ı siyasi lider kimliğine sokanların utancı olmalı
B:Haklısınız tabi inanın ben diyecek söz bulamıyorum
MA:Aslında ben buluyorum da okur kitlenizden bilgim yok yoksa ben başlardım burada küfürlerimi sıralamaya küfürlerim beni ilk bulduğunuz yer olan mağarama gelene kadar sürerdi.Aslında fena fikir değil ben bu teröristleri mağaramda ağarlıyım tabi Abdullah Öcalan ada şöyle güzel bol sopalı bir ziyafet çekiyim kendilerine
B:Sayın Mağara adamı sakin
MA:Özür dilerim efendim olamıyorum
B:Haklısınız tabi kinci haberimizi dinleyelim isterseniz hem sakinleşirsiniz
MA:Olur tabi

Dövme yaptırana genelev bedava

Almanya’nın Köln kentinde bulunan genelev, adını koluna yazdıran kişiden 5 euroluk (yaklaşık 10 YTL) giriş ücreti almayacak.

Ayrıca, genelevde sunulan 30 euroluk (yaklaşık 64 YTL) kucak dansı ve içkiler bedava olacak. Kampanyaya şimdiye kadar 40 erkek katılırken, genelev dövmecisi talebi karşılamak için fazla mesai yapıyor.

MA:Tövbe tövbe
B:Bizim ülkemizde olacağını düşünebiliyor musunuz bunun
MA:Onu düşünüp tövbe tövbe dedim zaten
B:Düşünceleriniz
MA:Valla ben bir karar aldım dini bütün biriyim ama Almanya'ya gidiyorum bu fırsatı kaçıramam artık yorum içinde telefonda konuşuruz siz çaldırın ben ararım
B:Ama sayın mağara adamı
MA:Bakınız mağara adamı diye kendiniz dediniz yani bende bir erkeğim en doğal hakkım
B:Anlıyorum tabi eh madem Almanya’ya gidiyorsunuz programı kapatalım sizi fazla tutmadan
MA:İyi olur
B:Sayın kaptan mağara adamı değerli yorumlarınız için teşekkür ederim
MA:Bir şey değil görüşürüz
B:Sayın mağara adamı gitti bitişte bana kaldı söylemeden edemeyeceğim bu yazılanlar haber sitelerinden alınan haberler eşliğinde bir kurgudur tamamen gülümseyebilmeniz için kurgulanmıştır yoksa tabi ki özellikle Abdullah Öcalan 'ı Türkiye de ki siyasetçilerin 6.sırasında olduğunu öğrenince sinirlerim yerinden oynamıştır ama onu 6.seçen dergiyi kınamaktan başka bir şeyde elimden gelmemektedir burada yeterince kınadık bu konu hakkında söylenecek çok şey var sayın Kaptan Mağara Adamı'nın dediği gibi buradan bir başlarız küfürlere kendisinin mağarasına kadar küfrede küfre de hatta oda yetmez Türkiye’den başlanır küfrede küfre de o derginin basıldığı yere kadar gidip eylem yapılır kapıda ama gelin görün ki başımızda büyüklerimiz varken bize düşmez.Sözün özü Kaptan'ı Almanya'ya giderken bende bu bölümü noktalıyorum kendinize iyi davranın esen kalın.Söz Moğollar grubunda artık hep beraber söylüyoruz bir şey yapmalı hey bir şey yapmalı

16 Kasım 2008 Pazar

HAFTANIN BAŞINDAN NOTLAR

*Mustafa filmine gittim hafta sonu insanların her zaman ki gibi ön yargıyla yaklaştıklarına şahit oldum film de.Benim gördüğüm Mustafa hayatını savaşlara ve devrimlerine adamış bildiğini okuyan ne yaptığını bilen bir adamdı.Ha içkisi sigarası yok muydu elbette vardı ama abartmıyorum koskoca filmin tek sahnesinde gördüm içkiyi elinde.Hatta filmin ikinci yarısına girerken arkamda oturanlara deli cesaretimi toplayıp sordum film sansürlenmiş olabilir mi diye?İlk yarısında karşımda gördüğüm Mustafa hayatını savaşlara adamış bir adamdı çünkü.Diyorlar ki kadınlara çok düşkündü özellikle bir bayanla mektuplaşmalarına çok yer verilmiş.Tamam bunu kabul ederim çok yer verilmiş ama kesinlikle değildi çünkü mektuplarında savaşını ve bulunduğu durumu anlatıyordu Atatürk.Gelelim diktatörlük konusuna arkadaşları Atatürk'e neden düşman oldu ve muhalefet yaptı devrimlerini uygularken kendi başına hareket edip kendi kararlarını uyguladığı için.Peki sorarım size o zaman ne anlamı kalırdı onca devrimin Atatürk'ün her attığı adımı arkadaşlarına danışması mı gerekiyordu bu mu bekleniyordu acaba ondan unuttuğumuz bir şey yoktu o bir insandı ve kurtuluş savaşını kendi aldığı kararlar sayesinde kazandı.Hadi Atatürk kimsenin fikrini almıyordu diyelim bunun sonucu onun ölümü mü olması gerekiyordu ki arkadaşları suikast düzenleyenlerle iş birliği yapıp onu öldürmek istedi.Peki Atatürk ne yaptı sonra zamanla onları affetti hiç birinin idam edilmesine gönlü razı olmadı dava arkadaşlarıydı çünkü hepside.Tüm bunların ışığında bakarsak evet kabul ediyorum Atatürk bazılarının dediği gibi diktatördü hatta kimilerinin dediği gibi dinsizdi ne büyük bir tezattır ki meclis açılışını perşembeden cuma ya aldıran açılışı Cuma namazından sonra kurbanlar kestirerek yaptıran bir adamdan söz ediyoruz dinsiz diye.Benim film de gördüğüm perdeye yansıyan Mustafa böyle bir Mustafa’ydı işte ha ama bu filmi gidin o Ampül kafalardan birine izlettirin aynen a Atatürk dinsizmiş sarhoşmuş diktatörmüş der çıkar bundan emin olabilirsiniz.Can Dündar'ı bu konuda tebrik etmek lazım her iki tarafında istediği tarafa çekebileceği bir filme imza atmış hem de bu devirde.

*Güne dair ikinci not biraz fazla geç keşfedilmiş bir not.Bülent Ortaçgil ve Teoman 'ın birlikte verdiği konser kayıtlarından bahsediyorum.Dün tesadüfen Bülent Ortaçgil'den İstasyon insanlarını dinlerken keşfettim albümü.Öyle bir hale getirmiş ki şarkıyı usta artık ne Teoman’dan nede Söz Müzik Teoman albümünde Harun Tekin yorumuyla dinleyebiliyorum o parçayı.Bülent Ortaçgil bambaşka bir yorum katmış şarkıya.Konser kayıtlarına ulaşınca keşfettim ki Teoman içinde aynı şey söz konusu.Benimle oynar mısın Olmalı mı olmamalı mı şarkılarını ek çok yorumcudan daha iyi yorumlamış.Konser kayıtlarını albüm olarak dinliyorum da içim gidiyor keşke birde o konserin dvd sini çıkarmayı akıl etselermiş.Sadece dinlerken bile o konserin ne kadar zevkli geçtiği ortada.


Hafta başı notları bu kadar ben bu konular ışığında başlıyorum haftaya.En sevdiğim ve yapmaktan zevk aldığım iki şey film ve müzik ikisi olmadan benim hayatımın bir parçası eksik demektir.Hepinize sevdiğiniz şeylere dair notlar tutabileceğiniz bir hafta diliyorum iyi haftalar.

12 Kasım 2008 Çarşamba

HAYATA DAİR İÇSEL KONUŞMALAR

İçses:Ben geldim
Ben:Hoş geldin
İçses:Hoş bulduk bugünlerde izliyorum da seni uzaktan dalıp gidiyorsun bir garipsin kesin dedim yine bana ihtiyacı var bir uğruyim dedim
B:İyi ettin
i:E anlat bakalım ne oluyoruz
B:Bir şey olduğu yok sadece büyüyorum ve hayatı öğrenmeye başlıyorum
İ:Bir şey anladıysam hayallerindeki adam Bradd Pitt oluyim
B:Benim hayalimdeki insan Bradd Pitt değil biliyorsun
İ:Biliyorum biliyorum dalgınsın ya deniyim dedim ama yemedin tamam Mehmet Günsür yada Nejat İşler olayım:)
B:İstemez büyüyoruz dedik ya
İ:Ay sen gerçekten büyüyorsun galiba yada beni deniyorsun söyle bakalım kapı çalsa kapıda Mehmet Günsür yada Nejat işler yada buldum Kurban'ın solisti Deniz'i görsen ne yapardın
B:Direk kapıyı kapatırdım
İ:Yok yok sen iyi değilsin yada beni sınıyorsun
B:Hiç işim yok seni sınayacağım hem niye sırlarımızı herkese anlatıyorsun ki
İ:Kurgu senin ben sadece seni denedim
B:Tamam tamam
İ:Neyin olduğunu anlatacak mısın
B:Bizimki iyice delirdi.
İ:Nasıl yani?
B:Daha evvel arkadaşız derdik ya birbirimize şimdi her gün evlenme teklifi alıyorum.
İ:Yok artık.
B:Var artık .
İ:İyide neden bu karar.
B:Bilmiyorum ki ona askerdesin o psikolojiyle mi teklif ettin dediğimde hayır diyor
İ:Sen ne düşünüyorsun.
B:Bir şey düşünemiyorum ki kafam karışık bu karışıklığın nedeni o değil kesinlikle
İ:Ya ne peki?
B: Annem İzmir de belli ki vazgeçirme işini ablama devretmiş dün bir saat nutuk dinledim.
İ:E iyide bu normal değil mi ailen onlar?
B:Evet ailem ama daha ben bile düşünüyorken kararımı geldiğinde söyleyecek ken
İ:Eee
B:Biraz erken başlamadılar mı
İ:Bak sen kendi ağzınla dedin kararsızım diye onlarda yol yakınken vazgeçirmeye çalışıyorlar işte.
B:Unuttukları bir şey var ama.
İ:Nedir?
B:Onlar böyle konuştukça vazgeçeceğim varsa da vazgeçmem tanırsın beni onların beni etkilemesi değil kendim karar vermem gerek
İ:Anlıyorum seni peki ne yapacaksın düğününü görebileceğiz mi?
B:Bilmem geldiğinde konuşacağım bu konuları ve kararımı o zaman öğrenecek sonrası malum zaten hazırlık şu bu.
İ:Anlaşılan sen kararı vermişsin peki yemek meselesi?
B:Evde artık salata makarna yapmaya başladım.
İ:İyi bari evet demeye hazırlanıyorum diyorsun?
B:Öyle galiba neyse bu konu uzar özetle büyüyorum işte.
İ:Ben yine de şansımı deniyim kapı çalsa en sevdiğin aktör kapıda sana evlenme teklifi etse ne dersin?
B:Evlenme teklifi edemez.
İ:Nedenmiş o?
B:O kadar vakti olmaz direk kapıyı kapatırım.
İ:Sen ciddi büyüyorsun peki kapı çalsa kapıdaki senin ki olsa?
B:İçeri alırdım sonrası bize kalsın.
İ:Sen hakikaten büyümüşsün ya ne diyeyim hayırlısı olsun.
B:Teşekkür ederim.
İ:Ben kaçıyorum mayami adalarında bekliyor da karar verirsen bir çağrı at ben hemen gelirim.
B:Görüşürüz iyi tatiller.

10 Kasım 2008 Pazartesi

HAYATA DAİR ÖNEMLİ ADIMLAR

Hafta sonun dan beri bir şaşkınlık var üzerimde içimden seviyorum ulan seviyorum diye bağırmak geliyor ama kendimi tutuyorum dur kızım diyorum şunun şurasında bir ayı kaldı dur geldiğinde yüzüne karşı nasılsa söyleyeceksin.Bir yandan da düşünüyorum da böyle bir insan nasıl sevilmez ki yada bir insanın başından daha kaç kere şimdiki yaşadığım kadar güzel bir hikaye geçer ki.


En iyisi baştan anlatayım hafta sonu evde sevdiğim insanla artık klasiğimiz haline günlerden birini yaşıyoruz uzakta olan her insanın yaptığı gibi telefonlara yapışık bir şekilde mesajlaşıyoruz buraya kadar her şey normaldi derken her ne olduysa ailemle tanıştıracağım seni evleneceğiz demeye başladı.Hah dedim durduk yere delirdi hemen olmayacağını anlatmaya başladım.Yalnız buraya dikkat aynı şahıs karşısındaki insana belli etmese de pür neşe ve heyecanla annesini arayıp durumu özetliyor.Neyse bir yandan da alttan alıyorum tabi olmaz öyle şey deli misin demeyeceğim deli olduğunu zaten biliyorum diyorum bizimki teklif üstüne teklif ediyor evlen benimle.Sonunda baktım olacak gibi değil tamam dedim geldiğinde konuşuruz.Bakmayın siz geldiğinde konuşuruz deyip kestirip attığıma emin olun şu anda dünyanın en mutlu insanıyım.Bu iki sene tanışma ve arkadaş olma iki senede birbirimizi sevdiğimizi anlayıp ayrı şehirlerde kavuşma gününü beklemenin sonucunda alınmış bir karar.Kendi deyimimle bir delinin aklına uyduk evet dedik hadi hayırlısı.(Sanki evet demekten başka çarem vardı da ya ölürüm ya benimle evlenirsin diyen bir insana daha ne kadar hayır diyebilirsiniz ki)



Size bir şey itiraf edeyim mi bir şeyi çok isteyince sonunda olduğunu görmenin keyfi her şeye bedelmiş.Evde bile mutluluk saçarak dolaşıyorum ve evdeki her işe ben koşturuyorum ablamda almış dizginleri eline veriyor gazı hadi bakalım ev temizlenecek bak evlenmeyi düşünüyorsun.İşin en tatlı ve en kabus kısmı da bu galiba.Aman canım malikane değil ya bizim ev yaparız hallederiz nede olsa hayata dair en önemli kararlardan birini aldım ve her gün onlarca defa seni seviyorum cümlesini duyuyorum onun verdiği gaz bana yeter.Düşünüyorum da ben bu dünyada gerçekten sevgiyi bulmuş şanslı insanlardanım galiba çünkü hayatımı beraber geçirmek istediğim tek insanı buldum.Şimdi geriye dönüp bakıyorum da tüm yaşananlar acı tatlı günler tartışmalar eşliğinde alınan kararlar şimdilik bekleyip tadını çıkarmak kalıyor bana bizimki geldiğinde ne olur olaylar ne hızda gelişir bilemem ama emin olduğum bir şey var tabi seviyorsanız ve doğru insanı bulduysanız hayat çok güzel(Cedric çizgi filminin kendi durumuma uyarlamasıdır )

ATATÜRK'ÜN ANISINA SAYGIYLA

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün geçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona herşeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez


Halim YAGCIOGLU

Yazar notu:Çocuktuk o zamanlar her 10 kasımda bu şiiri okurlardı okullardaki törenlerimizde her seferinde anıtkabir deydim elimden geldiğince bu sene gelemedim mezarına atam affet beni emanetin hala emanetimiz sen rahat uyu atam bizler başımızdaki satılmış hainlere rağmen emanetinin koruyucusu olmaya devam ediceğiz.

6 Kasım 2008 Perşembe

BİR İŞSİZİN GÜNCESİ

Kpss açıklandı bugün ve sanırım sonucunu öğrenme lüksüne sahip olan tek kişiyim.Ösym sitesinden sonuçlarına ulaşamayan milyonlarca insan ösym ye benim yerime küfrediyordur nasılsa.Sınav ne oldu derseniz 63 efendim baraj 70 ve benim aldığım engelli raporu kpss de geçerli olmadığı için normal statüde girdim ve baraja çok yaklaştım nasıl ama .Sisteme ayak uydurmayacağım diyen bir insanın zorla sisteme ayak uydurmuş versiyonu da böyle oluyor işte.Bir kez daha anlıyorum ki rahmetli Yavuz Çetin "Yaşamak İstemem Artık Aranızda" derken çok haklıydı.Merak etmeyin sonum onunla aynı olamayacak ne yazık ki çoğu zaman düşünsem de ben cesaret edemiyorum onun yaptığı gibi intihar etmeye.İnadına yaşamak benimkisi boş ve amaçsız yaşamak ve büyük günü beklemek.


Bugünden itibaren çevremdeki herkesi uzaklaştır asım var hayatımdan buna her şey den çok sevdiğim insanda dahil .Dün bir arkadaşımla konuşuyordum oda askerde hayırdır dedim bitti mi askerlik gözün aydın yok be ya dedi Nisan'da bitti izne çıktım şimdi.Bizimkinde rastlanmayan bir durumdu bu nedenini sorsanız cevabı da hazır askerlik çabuk gitsin diye izin kullanmıyorum ve aynı insan artık askerliğini yaptığı yerden çok sıkıldığından yaşadığı şehri çok özlediğinden bahsediyor ne tezat ama.Bizimki sevgi falan da değil düşünüyorum da yine kendimi kandırıyorum o benim onu her zaman bekleyeceğimden ve kendi istediği an bana ulaştığında onu iyi sözcüklerle karşılayacağımdan adı gibi emin.Bense sadece seviyor diye kendimi kandırıyorum.Neyse şimdi sevgi olaylarıyla uğraşacak değilim önümde daha ciddi bir sorun var ömür boyu işsizler ordusuna dahil olduğum gerçeğini kabullenmem gerekiyor.Zamanında özürlü raporu alabilmek için hastanelerde koştururken ne umutluydum ama iş bulmam kolaylaşacak diye sonradan yasa değişti raporun kpss de bir işe yaramadığını keşfettik yasa değişmiş ve aldığım rapor özel şirketlere başvururken geçerliymiş haydi yazın tekrar hastane yolları gözüktü o zamanlar bile umudum vardı güzel olacaktı her şey.Oysa şimdi düşünüyorum da her şey koca bir yalan ve kandırmaca dan ibaret her zamanki gibi.

Sonum giderek Yavuz Çetin 'e benziyor yalnız tek bir farkla o hayatının boktan gittiğini ve asla düzelmeyeceğini anladığında ölümü seçti bense sadece nefes alarak o günün gelmesini beklemeyi seçtim.Her şey düzelecek ve bugünler geçecek mi dediniz hadi canım sizde hiç bir şeyin düzeleceği yok her şeyin düzelebilmesi için insanların bu düzenin bir parçası olmaması gerekiyor oda imkansız istesek de istemesek de hepimiz düzenin parçası olmuşuz .Geçen günler ise her şeyin iyiye değil kötüye gitmesine yardımcı oluyor.

3 Kasım 2008 Pazartesi

OKUDUĞUM OKULUN BELKİDE HAYATIN ANLAMI

Hayat nedir sizce ve neden senelerce okuyup işsizler ordusuna dahil oluruz yoksa okuduğumuz onca sene boşa mı geçmiştir.Hiç düşündünüz mü bu soruların cevabını ben açık öğretimin halkla ilişkiler bölümü diplomasını aldığımdan beri yani nerdeyse bu yaz 3 sene olacak düşünüyorum bu sorunun cevabını sonunda kendimce buldum cevabını.Ben halkla ilişkiler bölümünü kusursuz organize yapa biliyim diye okumuşum.Nerden çıktı demeyin söz konusu bensem bu sonucu her yerden çıkarabilirsiniz en olmadık bir şeyden bile çıkarırım size bu sonucu.En iyisi baştan anlat iyim her şeyi o zaman daha iyi anlarsınız.Söyleyin bakalım diziler olmadan bir akşam nasıl zevkli hale getirilir

a)Dışarı çıkılır
b)Televizyon kapatılır kafa dinlenir
c)kitap okunur
d)Karşı komşuda ayartılır her şey ayarlanır ve film izlenir
e)Dizim olmadan asla televizyonu açmam lazım yoksa dizim kaçacak


Sizleri bilemem ama bence doğru şık d efendim.Malum dizlere karşı alerjim var benim sıkılıyorum onları izlerken tabir-i caizse afakanlar basıyor.Ne tuhaf ki film için aynı şeyi söylemek mümkün değil onun yeri bambaşka o boş gezenin boş kalfalığını yapan bendenizin ek işi gibi bir şey oldu çünkü ne kadar film izlerken o kadar mutlu hissediyorum kendimi.Bugünde annem evde yok hem de uzun süre yok 3 hafta kadar evde kabile halinde yaşıyoruz kabileden olan bir vatandaşta yok kaldım mı evde tek başıma ertesi güne kadar.Bu benim gibi arşivci için bayram demek efenim bayram.Hemen karşı komşuma tembihledim film benden içecekler senden.Hoş o çoktan unutmuştur ya bu dediğimi neyse ki zekiyim unutkanlığını bildiğimden içecekleri buzluğa attım bile arşivimden benim bile inanmadığım 6 filmi de hazırladım yarısını izledim ama olsun tekrar zevkle izlerim arşivimde olan her filmi eh evin dekoru da hazır sinema için .Ben tüm bunları ne zaman mı yaptım inanın her şey jet hızıyla gelişti diyorum ya ben bunca sene kusursuz organize yapa biliyim diye okumuşum efenim.Geriye tek bir şey kalıyor karşı komşumun eve gelip filmleri seçmesi.Düşünüyorum da kendini unutmak gibi bir durumu olamaz dimi.Zira bir keresinde filme gidiceğiz tam evden çıkacağız ben bu filmi izlemişim ama yine giderim iyi dedim başka filme gidelim yok bu filme gidelim filmden çıkmış ay canım beni bu filme getirdiğin için saol hayda dedim sen izlemedin mi sevgilimle izlediğim için izlerken uyumuşum demez mi pes dedim.Bakalım bugün neyle karşılaşacağız.Allahtan 6 film hazırladım ve mümkün atı yok 6 filmi birden izlese de hatırlayamaz:)Hem hepsini izlese ne olur daha asıl kozum evde duruyor ki dvd si yeni çıkmış bir filmi izlemiş olamaz herhalde o kadar hızlı olduğunu sanmıyorum

İşte böyle efendim bazen insana koşuşturmak iyi geliyor hiç değilse niye okuduğunu anlıyor insan bakın ben bugün koşuştururken buldum ben organize işlerini yapabilmek için okumuşum halkla ilişkiler bölümünü peki okuduklarımın bugün faydası oldu mu derseniz olmadı derim zira okuduklarımı unutmuşumda ah ezberci eğitim ah böyle işte efendim ne varsa günlük pratiklik bilgilerde var.Neyse daha evin dekorunu hazırlamam lazım efenim esen kalın.

Yazar notu:1-Markete gitmek ve eksikleri almak ne zamandır pratiklik oldu yahu
2-Dekorda dekor olsa altı üstü yer minderlerini yerleştireceğim salona

2 Kasım 2008 Pazar

PAZAR ÖYKÜLERİ

"Efendim bugün haftanın bana göre en özel günü hem haftanın son günü hem de bir çoğumuz için dinlence günü.Böyle bir günde memleketin halinden bahsedip can sıkmak olmaz .Onun için pazar günlerini hikaye günü yapmaya karar verdim.Artık bu blog ta her pazar bazen benim kurgulayacağım deli saçması öyküler bazen de beğendiğim yazıları paylaşacağım sizlerle.İlk öykümüzü bugün yayınlıyorum arkanıza yaslanın öykümüz başlıyor."

BUGÜN PAZAR

Gece geç yatmasına rağmen erken başlamıştı en sevdiği güne bugün pazardı çocukluğundan beri en sevdiği gün olan pazar.Hafifçe doğrulup kalktı ve evin içinde turlamaya başladı.Daha ev halkı uyuyordu zaten ne zaman ondan önce uyanmışlardı ki.Geçmişe döndü bir an eskiden kalktığında babası uyanmış olurdu.Birden babasını ne kadar özlediğini hissetti oysa küçükken ne çok tartışırlardı babasıyla.
Aynı evde yaşamaya devam ediyor olsalar yine tartışacaklarından adı gibi emindi o halde niyeydi bu özlem.

Fark etti ki o babasını değil fırına gönderilip sıcacık ekmek alıp geldiğinde çayın demlenmiş oluşunu ve tüm ailesinin masada kendisini bekliyor oluşunu özlüyordu.Artık istese de o günlere geri dönemeyişiydi onu üzen.Ah diye geçirdi içinden ne vardı doğup büyüdüğü mahalle den taşınmasalardı.Doğduğu mahalle den taşınalı 4 sene olmuştu.Beraber büyüdüğü arkadaşları geldi aklına .Onlarla da 4 yılda toplasan 4 yada 5 kere görüşmüşlerdi.Büyüdükçe onun olduğunu sandığı tüm şeyler elinden kayıp gidiyordu.Tutuna bileceği tek şey sevgisi kalmıştı.Onun olan çocukluğundan çıkıp gelen saf ve temiz bir sevgi.Peki sevgisi pazar günlerini yeniden anlamdır maya yetecek miydi?Bunları düşünürken dışarıda ki ağaçlara takıldı gözü.Ağaçlar birer birer yapraklarını döküyordu en sevdiği manzara ve küçüklüğünden kalma en sevdiği gün ikisi birleşmiş ve onu çok uzaklara götürmüştü.Hayata yeniden döndüğünde ev ahalisi kahvaltıya çağırıyordu onu her şey hazırdı ve kahvaltıya bekleniyordu.
Hiç bir şey fırından yeni çıkmış ekmek kokusunun yerini tutmasa da bugün pazardı ve çocukluğunun en sevdiği günü geri gelmişti.Yalnız babası yoktu bu sefer içinden olmasa da olur dedi.Fırından yeni çıkmış ekmek kokusu yerini kızarmış ekmek kokusuna bırakıyordu.Ona da olsun dedi ev halkı eskisi gibi onu bekliyordu ya.


Bugün pazardı çocukluğunun sevinçli günleri gibi pazar.Hafif buruk ta olsa geri dönmüştü işte en sevdiği gün.Arkasına sıkıca yaslandı artık her şey eskisi gibiydi ve o pazarı hiç unutmadı o günün getirdiği dinginliğiyse sıkı sıkı tuttu ve hiç bırakmadı artık pazarları eskisi gibiydi çocukluğunun ilk günleri gibi.

28 Ekim 2008 Salı

AÇILIŞ KONUŞMASI

Çok değerli ve möhim okurlar;

Mademki bloga erişilmesini önce biz sonrada ciddi ciddi mahkeme engelledi bir açılış konuşması yapıp blogu yeniden erişime açmak lazım değil mi şu saat den sonra 7/24 erişebilirsiniz siteye bir daha mizah yapmak mı tövbeler tövbesi tamam koskoca blogger benim yüzümden erişime engellenmedi digitürk şikayet etmiş diyor herkes ama ben yinede kararlıyım bir daha mizah yapmak yok.Demek ki neymiş başbakanımızın Leman dergisine açtığı onlarca davadan birini kazanması son derece normalmiş bu ülkede düşünce özgürlüğü ve istediğini yayınlama özgürlüğü yokmuş.Her şeye sansür zihniyeti olan insanlardan bunları öğreniyoruz işte demek ki neymiş yasaklayıcı zihniyetlerden biri öğreneceğimiz varmış ve bu öğrenilecek şeyler hiç bitmezmiş.



Bir blog yazarının 90 derece dönüşünü izlediniz yakında burada 180 derece dönüşünede şahit olabilirsiniz lütfen gözlerinizi ovuştur mayınız blog yazarı işsizlikten taktik değiştirmeye karar verdi artık her şeye olumlu bakacak.Canımdan çok sevdiğim insanla kabus gibi iki gece yaşadık çünkü.Söyler misiniz bir insan doğum gününüzü bildiği halde zamanında kutlayamamış ve özür mahiyetinde sizin için şiir yazdığını söylemişse bunda sizin suçunuz ne olabilir hiç değil mi adamın niyetini anlayıp ona yardım etmeye çalışmaktan başka hiç bir şey yapamazsınız.Buyurun bide bunu karşı tarafa anlatın gece dört döndüm tartıştık diye nitekim uyuyabildiğimde ikiydi zaten beyimizden ses yok saat 10 dan beri neyse bekle bekle zaman geçer mi geçmez sonunda beyimiz sabah lütfetmiş gece uyumuş uyanınca anlatırmışım meramımı anlattık tabi bilenler bilir Ogün Şanlısoy un kaybettik severken şarkısı vardır sabah tutmuş onu dinleyince aklıma sen geliyorsun üzülüyorum diyor.İçimden hey Allah'ım günahım neydi diyorum artık sakin olmaya çalışarak millet oturur şiir yazar bizimki ayrılık şarkıları dinler ve üzülür.Onu ne kadar sevdiğimi hala anlayamadı da inatla ve sabırla anlatıyorum.Bunun sonu nereye varır bilmiyorum bildiğim tek şey benim onu kaybetmek gibi bir niyetim yok tüm beni delirtmelerine rağmen .


Bundan sonra pembe gözlüklerle bakacağım dünyaya zaten ne kadar kaldı gelmesine hiç canım koca iki ay.Sabır sabır ya sabır mod undayım şu sıralar.İşte bir açılış konuşmasını da bitirdik böylece sözün kısası durmak yok efenim tam gaz yola devam.

22 Ekim 2008 Çarşamba

WANTED





Sonunda buda oldu gördüğünüz üzere aranıyoruz efenim blog olarak.Peki suçumuz nedir şöyle anlatalım efendim aldığımız duyumlara göre sevgili boş bakanımız leman dergisine açtığı davalardan birini kazanmış.Eh bende sıkı bir leman dergisi okuyucusuyum hatta ve hatta evimde arama yapılırsa dava edilen derginin kapağı ve daha bir sürü materyal bulunabilir.Bunu tabisevgili boşbakan öğrendi ve talimat verdi alın şunu içeri bizde her yerde aranıyoruz hatta ve hatta mizahtan anlamayan bir boşbakanın olduğu ülkede daha fazla mizah yapmıyoruz ve kendi kararımızla siteyi kapatıyoruz.Ne zamanki bu saçma davalar son bulur belki o zaman sitenin erişimini açarım şimdilik eyvallah...!!!



19 Ekim 2008 Pazar

BU BİR ARADIR

"Çok yorgunum, beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın... "

Ne kadar oldu bu sözleri hatırlamayalı inanın bilmiyorum bugün pek bişeyde bildiğim yok zaten beni güçlü bilirdiniz değil mi yalan güçsüzüm tekiyim işte .Hepimizin böyle zamanları vardır ve zamanla geçer dimi geçicek biliyorum ama şimdilik elveda yazdığım sokaklar bir gün döneceğim elbet o yüzden herşeyi aynı bırakıyorum.Yazdığım sokaklar kelimelerim ve çocuk ruhum şimdilik eyvallah...!!!

17 Ekim 2008 Cuma

HAYATIMIN FD HALİ

"Aşk bumu
Aşk acımı acıtır mı incitir mi
Aşk bunu bana yapmaya mecbur mu"

Bir adam var bizim kuşak Özdemir Asaf'ın Lavinya şiirinin müthiş yorumuyla tanıdı onu biraz daha gençler ise Fd dediler ona.O adamı ilk dinlediğimde küçüktüm ortaokuldaydım sözcüklerinde benim hikayemi anlatıyordu sanki gün geldi konserinde buldum kendimi albümlerindeki tadından çok farklıydı konseri normaldir dedim canlı performansı elbette albümden farklı olacak daha çok keyif alacaksın.Aldığım keyif değildi oysaki hayal kırıklığıydı .Bir süre hiç dinlemedim ta ki aşkı keşfedene kadar aşkı keşfedişim onu yeniden keşfedişim oldu o aşkın Fd haliydi çünkü.

Bir insanı bir günden ertesi güne nasıl değişir ve bu adam nasıl olurda benim dile getiremediğim cümlelerden oturur şarkı yapar bunu hiç bir zaman anlamadım.Anlasam şimdiye kadar ya filozof olurdum yada kelimelerle son derece iyi oynayabilen bir şair .Oysaki hiç biri değilim eskiden şairdim ama ya büyüyünce masallara inanmak ve bir şeyler karalamak daha zor olduğundan olsa gerek yada aşkın ve müziğin Fd halini keşfettiğimden beri kendime şair demekten utanıyorum ki yazamıyorum.Evet itiraf ediyorum kendime hala yazarım diyemiyorsam sebebi senelerdir bildiğim en güzel masalları anlatan Feridun Düzağaç tır.Bugünler de daha sık dinliyorum onu şarkısında da dediği verilecek olan sözlere yeniden masallara inanmaya ihtiyacım var çünkü.O söylüyor bütün gün ben dinliyorum sonunda babamı arıyorum halini hatırını sormak için çocukluğum un bir yanı şarkılardaysa diğer yanı da babam çünkü.Bir gün yoldayken Feridun Düzağaç’ın Buralardan gitme şarkısını dinlerken büyüdüm ben ruhumu hep çocuk bırakarak yanımda babam vardı o gün o yüzden kendisi hiç bilmese de o şarkıyı her dinledikten sonra babamı ararım.Benim çocukluğuma yetişemedi bari büyüklüğüme yetişsin diye.


Bir adam düşünün bir yanım hep çocuk kaldı hala onun şarkılarındaki gibi sanıyor hayatı o çocuğu hiç büyütmeyeceğim hep böyle kalacak var olduğu sürece hep masallarda ve şarkılarda arayacak aşkı evet belki bulamayacak ve acı çekecek o zaman yine hayatın fd hali girecek devreye bir şarkıyla kendine gelecek ve hep var olacak çocukluğum...

15 Ekim 2008 Çarşamba

SADECE SEVGİ

"Sadece Kahramanım ‘a"
Sabah gözünü açtı ve saatinin alarmını kapattı genç kız yeni bir gün daha başlıyordu işte her zamanki gibi ev halkını uyandırdı ve görevini yapmış olmanın verdiği sevinçle odasına çekildi ev halkı evden çıktıktan sonra başlıyordu onun hayatı.Senelerdir böyleydi işte ev halkı gidiyor o yalnız kalmanın tadını çıkarıyordu evinde bazen film izliyor bazen de müzik açıp bir şeyler karalıyordu.Geceleri zaten sevmezdi genç kız küçüklüğünden beri nefret ederdi geceden ve ışıklardan.Geceleri yanan ışıklar evlerine dönmüş insanların hayatlarını paylaşıyor olmalarının göstergesiydi çünkü oysa onun ne dönecek evi vardı nede hayatını paylaşabileceği birileri.Kendine ait bir hayatı yoktu ki başkalarıyla paylaşsın "Bu şehir beni sevmez ki başka biri sevsin derdi benim hayatım bu şehirden gittikten sonra başlayacak".Oysaki yanılıyordu yaşadığı şehir her gün bu zamana kadar hiç duymadığı hikayeler anlatıyordu ona o hiç birini duymuyordu...

Derken hayatı boyunca tanıdığı en mükemmel ve farklı insan girdi hayatına birden hikayeleri duymaya görmediği güzellikleri görmeye başlamıştı."Bu şehir hep böyle miydi yoksa değişti mi "diye düşünmeye başladı.Şehir aynı şehirdi ama o değişiyordu gün geldi aşık oldu hem yaşadığı şehre hem şehrin bilmediği yüzünü görmesini sağlayan insana .Artık onunda paylaşabileceği bir hayatı vardı.Sadece birazcık zamana ihtiyacı vardı hayatını paylaşacak insanın yanında olabilmesi için.Sonrası mutluluktu zaten farklısını asla düşünmüyordu.Hani küçükken dinlediğimiz masallar olur ya prens gelir prensesi yaşadığı hayattan kurtarır ve prenses yapar buda öyleydi işte.Bunca zamandır kördü demek gözünü açtığındaysa masal gibi bir sevginin ortasında buldu kendini onunda bir kahramanı vardı.Mutlu sonlar sadece masallarda olurdu bunu oda biliyordu ama anlatamıyordu işte karşısındaki insan inatla sevgi her şeyi değiştirebilir diyordu sonunda oda inandı bir sevginin her şeyi değiştirebileceğine şimdi sabırla sevgi dolu bir dünya kurmaya çalışıyor genç kız kahramanı geldiğinde beni sevginin yeteceğine inandıran sendin buda sevgi dolu dünyamız diyebilmek için.

Kahramanıysa tüm bunlardan habersiz ne yaptım ki diyor.Kız geçiştiriyor bir kaç basit sebeple kahramanı sadece bu mu diyor kız evet diyor yetmez mi.Kahramanına aslında ne yaptığını söyleyemiyor bile biliyor çünkü onun kendisini görmesi gerek.Kız her akşam ait olduğu şehrin ağzından hikayeler dinliyor artık anlatılan hikayeler bitiyor o yazıyor kendi hikayesini kalemi döndüğünce ve tüm hikayeler mutlu sonla bitiyor artık.Odanın ışığıysa hep yanık kalıyor geceleri yok canım hayatı paylaşmıyor henüz sadece öğreniyor ve biriktiriyor.Bir gün anlatılan hikayeler bitecek ve esas hikayesini yazacak hikayenin adı sadece sevgi olacak ve işte o zaman paylaşacak hayatını hak eden ve ona yazdığı en güzel hikayeyi yazdıran insanla.Bir gün yaşadığı şehir hikaye anlatmaktan yorulacak o anlatacak hikayesini tüm şehir dinleyecek ve hikayenin adı sadece sevgi olacak

13 Ekim 2008 Pazartesi

21 GRAM

"Kaç hayat yaşarız
Kaç kez ölürüz
Ölüm anında hepimizin...
21 gram kaybettiğimizi söylerler.
21 grama kaç yaşam sığar?
Ne kadarı kaybolur?
21 gram ne zaman kaybolur?
Ne kadarı onunla gider?"

Bu yukarda ki diyaloglar bir filmden alıntı izleyenler bilir belki 21 gram filmini.Bir kaza sonucu maffolan üç hayatı anlatır filmde ve yukarda ki diyaloglarla sona ere film.Sizlereyse koltuğunuza çakılıp düşünmek kalır.En son bu duyguyu Jim Carrey'nin Sil baştan filmine gittiğimde hissetmiştim.Film çıkışı arkadaşla sevdiğimiz insanı hafızamızdan sildirmek ister miydik sorusunun yanıtını tartışmaktan eve dönmek için gerekli olan araca nerden bineceğimizi şaşırmıştık bugünse filmin başına yetişememiş olmama rağmen film bitti bana elime kahvemi alıp düşünmesi kaldı.

Boşuna düşünüp de kafanızı yormayın en başta yazdığım alıntıdaki soruların hiç birinin cevabı yok.Bu filmi izlemeden önce hepimizin yaşamımıza tek bir hayat sığdırdığını ve bir kez öldüğümüzü düşünürdüm ama değilmiş işte.Her ameliyat tan yada operasyondan çıkışı bir hayat demekmiş anlayana tabi.Filmdeki diyaloglardan biri daha var ki aslında istersek hayatı istediğimiz gibi yaşayabileceğimizi gösteriyor.Filmin esas kahramanlarından olan adam evlidir.Aşağı da ki diyalog karısıyla konuşmasından alınma

"Kadın:Saat sabahın ikisi.
Kiminle konuşuyordun?
Adam: Fazla uzun sürmez

Kadın: Tam olarak kiminle ve nereye gidiyorsun?
Ameliyat tan sonra değişirsin sanmıştım

Adam:Ben de, değişseydim senin değişeceğini
sanmıştım. İkimiz de değişmedik"

Daha fazla söze gerek var mı bilmiyorum.Bazen bazı şeyleri istesek de olduramıyoruz
her gün değişeceğim desek bile değişemiyoruz ve hayatımız hep aynı monotonlukta gidiyor.Hayatın aynı gitmeme si kararını aldıysanız hala sizden umut var demektir.Karşımdaki insana anlatmak imkansız gibi olsa da ben bu kararı alanlardanım galiba.Bir film ve diyaloglar insanın hayatına yön verir mi demeyin verebiliyor işte.Filmdeki kahramanlardan birinin yerinde kendinizi görmeye başladığınız an bir filmin hayatınıza yön vermesi kadar normal bir şey olamaz.

Saçmalıyorum yine dimi yarına bir şeyim kalmaz.Peki ya yaşayacak yarınımız bile yoksa.Bazen hayatı değiştirmeyi ertelememek gerekir değil mi sonuçta yarına çıkacağımız garantisini kim verdi bize.Ya yarına çıkabilecek kadar şanslı değilsek ve kinci bir şansımız yoksa...

Dipnot:Sonunda filozof olacağım galiba biri beni durdursun

8 Ekim 2008 Çarşamba

BUNU YAPANLARA LANET OLSUN

"Diyarbakır'da polis servis aracına bombalı ve silahlı saldırı düzenlendi. "


Aktütün karakolu yetmedi bide böylesini deneyelim dedi insan dene caniler.Bizler hala bişey yapamıyoruz ne zamana kadar söylermisiniz ne zaman durucak bu kan artık birilerinin dur demesi gerekmiyormu ey başımızdaki boş bakan ve beraberindekiler ne zaman durucak bu kan ne zaman.Terör bu kadar konuşuluyorken yarının senaryosunu ben yazıyorum izninizle ergenekoda şok dalga yaşandı br blog yazarı yazmaktan istifa etti.Ayrıntılar az sonra iyi uykular yurdumun insanları iyi uykular

4 Ekim 2008 Cumartesi

DİKKAT DİKKAT





"Tamam Bart dersini iyi çalışmışsın gidebilirsin
Teşekkür ederim hocam"

Evet efenim Bart doğru söylüyor bu site(Blog )sağlığa zararlı.Blog un bu konuda bir suçu olmaya bilir ama sahibi sağlığa zararlı sigara gibin yani.İçenin suçu yok ama kendisi zararlı:)

Neyse efenim konumuza dönersek blog sahibesi zamanla sizde olumsuz hastalık belirtileri görülmesinin başlıca sebebi olabilir dikkat edin.Test edildi onaylandı:)Kimin üzerinde test edildi müstakbel erkek arkadaşımın üzerinde.Son iki gündür babamla konuştum İstanbul'a gidip orda yaşayacağım kararım onun hayatının kabusu oldu da oda beni çok düşündüğünden kafaya çok taktığından sinüzitleri azmış.Bunu kendiside iki gece evvel hastaneye kaldırılınca öğrendi.Demek ki neymiş beyimizin sinüzit olması için tek gecelik yaşadığı aman onu kaybetmeyim göndermeyim kabusu yetti ona.Tam bur da sorulması gereken ve benim hasta olduğundan dolayı soramadığım bir soru var aslında.Şunu demeliydim direk eh be güzel kardeşim senin başın yaklaşık bir aydır ağrımıyor muydu demiyor muydum sana doktora git bak bunun altından bir şey çıkacak sinüzit falan olmuşsundur diye ama dinleyen kim tabi.Sonuçta mecburen gitti ve sebep otomatik men ben oldum çok düşünmekten olmuş :)Güldüğüme bakmayın efenim sinirden gülüyorum.Çünkü kendisi yeni bir hastalık kazandırdı bilim dünyasına.Oda sevdiği insan yüzünden sinüzit olma hastalığı.Aslında düşünüyorum da haksızda sayılmaz ha ben değil miydim en güçsüz zamanlarını yatakta geçiren o değil miydi yanımda olup bu günlerde geçecek iyi olacak sın diyen.Şimdide aynısını ben yapıyorum işte.

Sözün kısası iş bulunursa İstanbul'a gitme ve babamla yaşama konusunda fikrim hala aynı hatta görüştüğümde babam bile memnundu bu karardan ama karar şimdilik ertelendi.Yani babam dese ki kızım işin hazır hadi gel şu kadarda maaş dese ben yine gitmeyeceğim mazallah gidersem bizimki olayı iyiden iyiye abartır falan.Sözün özü efendim başta Bart Simpson unda tahtaya yazdığı gibi bu site sağlığa zararlı uzak durunuz.

1 Ekim 2008 Çarşamba

HAYATA DAİR ALINAN KARARLAR

Dün hayatımla ilgili radikal bir karar aldım sonunun ne olacağını bilmiyorum ama ailem tam destek olduğuna göre iyi bir karar olsa gerek.Aslında bugünlerde hiç bir şeyi bildiğim yok artık sadece sonum hayır olsun diyebiliyorum.Böyle durumlarda denecek başka söz var mı bilmiyorum.Kararım şu ki blog yazarınızın işsizlik canına tak etti sonunda babasıyla konuşup İstanbul'da kendine iş aramasını isteyip iş bulunursa babasıyla yaşama kararı aldı.Ne karar dimi ama:(

Önemli olan ailemin olumlu yaklaşmasıydı zaten oda oldu.İtiraz eden tek bir kişi var bir aydır aramayıp ta süpriz yumurta gibi ortaya çıkan sevdiğim insan ve her zamanki gibi bu insana kıyamıyorum ama yapmam lazım bunu boş gezenin boş kalfalığı nereye kadar ki.Gelince değişecek vaatleri iş bulmama yardımcı olmuyor artık sadece zor anlarımda sevinç kaynağım oluyor.Bugün babamla görüşeceğim zaten eminim iş bulmak için elinden geleni yapacak.İstanbul gibi bir şehirde bile bana göre iş bulamayacaksa hiç iş ara miyim daha iyi dimi ama?Düşünüyorum da nerden nereye geldik bir günde önceden hayatta babamla yaşamam diyen insan şimdi her şeyi göze alıp iş bulunursa İstanbul'a gidip babamla yaşarım diyebiliyor.Peki bir anda fikrimi değiştiren olay neydi onu hiç bir zaman bilemeyeceğim.Belki de sevdiğim insanın dediği gibi ondan uzak durmak için aldığım ve ailemin desteğini görünce vazgeçemediğim bir karar bu.Peki ailem çoktan pişman olduğumu hiç mi görmüyor hayır görmüyorlar çünkü sadece aynı çatı altında yaşayan bireyler olduk çıktık hepimiz.

Hepimizin hayatı kendine artık.Annem bunca zaman bize baktı ve elinden gelenin fazlasını yaptı çünkü.Belki de gitme kararımın sebebi budur.Her neyse kararım bu sonuçta ve artık sadece hayır olsun diyebiliyorum denecek başka söz var mı henüz bilmiyorum .

26 Eylül 2008 Cuma

İÇSEL KONUŞMALAR BÖLÜM BİLMEM KAÇ:)

Ben:Hey nerdesin
İç ses:Geldim buradayım
Ben:Bugün sıkıntıdan patlamazsam bir daha hiç patlamam diyeceğim bir gün ve sen yine yoksun her zaman ki gibi
İç:Peki ben duruma niye şaşırmadım acaba
B:Bilmem sana sormak lazım
İç:Amanda aman pek alınganız sana bugün uyarı levhası asmak lazım dikkat tehlikeli madde diye:)
B:Ha ha çok komiksin sen stand up çı olsana
İç:Senden vakit kalmıyor bebeğim:)
B:Anlaşıldı sende benden bıkanlardansın
İç:Hayda ben şimdi öyle bir şey mi söyledim
B:No coment(Yorumsuz)
İç:Çok güzel konuşmandan zaten bir şey anlamıyordum bide ingilazca ya geçtin artık hiç anlamam
B:Anlama o senin sorunun
İç:Anlaşıldı senin hakikaten canın sıkkın neyin var
B:Annemin orucu var ve onla doğru orantılı siniri var bugün sabahtan gitmem gereken ama gitmediğim diz kontrolüm var yeterli mi?
İç:Fazlasıyla yeterli sakin canım relaks boş ver şimdi bunları da sizden bahset yolun damı her şey
B:Benim hayatımda bu zamana kadar yolunda giden bir ilişkiye rastladın mı?
İç:Senin hayatında hiç ilişkin olmadı ki rastlıyim
B:Normal insan ilişkilerimde rastladın mı peki?
İç:Ne yalan söyleyeyim hayır rastlamadım sen yine sakin olamayıp arıza çıkarıyorsun
B:Bravo doğru tahmin
İç:Anlaşıldı yine arıza çıkardın anlat bakalım ne zaman çıkardın garanti kapsamını geçmediyse kurtarırız belki
B:Çok değil canım dün çıkardım
İç:İyi daha çok yeniymiş sorması ayıptır ne oldu
B:Hiçbir şey tabi bu ona göre hiçbir şey
İç:Sormaya korkuyorum ya sana göre
B:Bana göre çok şey 1 aydır aramıyor msn de tesadüf geleceği günleri hesaplayıp karşılaşmasak umurunda bile olmayacağım desem
İç:Bende askerde olduğunu hatırlatsam
B:Onu biliyoruz da eskiden bu adam hatırlarsan evden arardı desem
İç:Vakti yoktur belki desem
B:Delirtme beni beş dakikası bile mi yok önceden nasıl vardı?
İç:Tamam pes ediyorum bumu konu
B:Bu ve sanırım daha da ötesi
İç:Bu ne ya mor ve ötesi gibi:)
B:İğrenç esprilerini kendine saklasan
İç:Tamam zaten kabul ediyorum iğrenç espriydi konuya dönüyorum ve tekrar soruyorum bu mu konu?
B:Ana çıkış noktası bu evet
İç:Sonrası
B:Dün hiç beklemediğim halde nete gelişi ve görüşmeyeceğiz deyişim ona rağmen ortak üye olduğumuz siteden üyeliğimi sildirişim.
İç:Desene durum bu sefer gerçekten kötü peki görüşecek misiniz bir daha
B:Bilmem çıkarken zamanla görürsün zaten dediğimde sen görürsün demişti
İç:Anlaşıldı görüşecek siniz
B:Sanırım
İç:O halde konu ne ?
B:Konu şu ki ilk defa dün niyetin beni üzmekse istediğin kadar üz dedi
İç:Eh haklı olarak
B:Haklıydı evet
İç:Dur tahmin edeyim şimdi sen özür dilemek istiyorsun ama ne yapacağını bilmiyorsun
B:Evet aynen öyle ve bunun için sanırım bir kaç gün beklemem gerek malum bende telefonu yok istediği zaman ulaşan kendisiydi
İç:Ne kadar bekleyeceğin önemsiz ne diyeceğin önemli
B:Haklısın
İç:Ne diyeceksin
B:Hiç bir fikrim yok
İç:Seni ilk defa bu kadar çaresiz görüyorum önceden hep sallardın aman zamanla düzelir derdin yine öyle yap
B:Olmaz zamana bırakamam
iç:Neden?
B:İlk defa onunda benim yüzümden kırıldığını hissettim
İç:İddaa ediyorum ki bir dahaki gördüğünde unutmuş olacak
B:Öylemi diyorsun?
İç:Öyle diyorum ve kaçıyorum malum kadir günü bugün randevum var
B:Git tamam görüşürüz
İç:Yok seni bu halde bırakamam önceden nasılsa elime geçeceksin derdin şimdiyse ne diyorsun seni kendine getirmenin bir yolu olmalı ve buldum mor ve ötesi ara albüm çıkarıyor bebeğim
B:Biliyorum da beni ilgilendiren kısmı
İç:Şöyle ki bu çocuk askerde albümü edinemez hemen dimi
B:Evet öyle ama gelince edinir
İç:Hey Allah’ım hani diyorum sen alıp hediye etsen içine bide not
B:Tamam bu mantıklı o zamana kadar yani bir ay boyunca ne yapacağım
İç:Alıyorsun eline kağıdı kalemi bir şeyler karalıyorsun ve yolluyorsun ama lütfen saçma olmuyor.
B:Denerim
İç:Yazar olduğunu hatırlatırım
B:Ben yazar değilim amatör olduğumu hatırlatırım
İç:Ben kaçıyorum bu tartışma sabaha kadar uzar yinede sonuç alamayız çavv bebeğim
B:See You(Görüşürüz)See You canım nasılsa geleceksin

KADİR GECESİ



Yazarın notu:Bu gece ettiğiniz bütün dualar kabul olsun efendim.Ben tek bir dua ediyorum sabahtan beri yakında kabul olduğu günleride görücem inşallah.Dilerim sizin dualarınızda öyle olur...

25 Eylül 2008 Perşembe

BİR BİTİŞİN ÖYKÜSÜ

"Kız :Aramızda ki şeyin adı sevgiyse benim için bitti
Oğlan:Bende bitmedi hala seviyorum
Kız:İçinden hayır sevmiyorsun kendini kandırıyorsun demek istedi ama içinden dedi yüzüne söylese tartışma uzardı zamanla geçer demekle yetindi
Oğlan:Geçmesini istemiyorum dedi
Kız:Anladı ki uzatmanın anlamı yoktu anlatamayacaktı hiçbir şeyi o yüzden sadece sustu
Oğlan:Ben çıkıyorum ararım seni
Kız:Aramana gerek yok kendine iyi bak hoş çakal
Oğlan:Görüşürüz kendine iyi bak tarzı bir sürü saçma cümle."

Bu konu konuşalı bir hafta olmuştu ne arayan vardı nede soran alışmıştı bir aya yakın bir süredir böyleydi çünkü oğlan ararım diyordu sonrası bir sürü birbirinin hep aynı olan sebep sıralıyordu birde sevgisinden bahsediyordu.Kızın her ararım dediğinde umut edişinden ve sonra yine aramadı işte deyip üzülmesinden ve en çokta kırılmasından haberi yoktu tabi.Kız hiç söylememiş tiki sadece umut etmişti ya ararsa diye.Hem nasılsa hep bir bahanesi vardı oğlanın.Oysa kız artık bahane istemiyordu.Bir yolu olmalıydı bir süre düşündü kız çözümü bulmuştu.

Oğlan'a not bırakıp hayatından tamamen silecek ti karşılaşa bilecekleri ne kadar ortam varsa oralardan da gidecek ti.Bu fikrini söylediği yakın bir arkadaşı delirdi yine demişti ani karar verme.Ani kara değil ki olması gereken bu demeliydi aslında ama arkadaşı bu konuda kendisini hiç bir zaman anlamamıştı anlattıkça deli olanda kararsız olanda kendisiydi en iyisi kimseyi dinlemekti hem artık oğlan ı da bahanesini de dinlemek istemiyordu.Bu sahneyi kaç kere izlemişti kendisi bile hatırlamıyordu.Hani derler ya kol kırılır yel içinde kalır kız bu durumu kaç kere yaşadı ondan bile emin değildi.Hep sabır dedi bir ayı kaldı az daha sabır sonra oğlanın deyimiyle her şey değişecek zaten.Peki ya ondan sonrası onu bilmiyordu işte ama arkadaşlarına göre evlenip mutlu olacaklardı.Oysa bu hayale sadece gülüp geçiyordu biliyordu çünkü ne kadar sabrederse sabretsin değişen hiçbir şey olmayacak peşinde koşanda bir şeyler için çabalayıp sabredende o olacaktı.Oysa büyümeye başladığından beri tek bir şey istemişti sadece kendisini seven ve değer veren bunu kendisinin de hissettirebilecek biri.Şimdi dönüp düşünüyordu da çok şey mi istemişti acaba.Peki suçlu kimdi bu gidişte her zaman ki gibi kendisiydi suçu sevmekti ve de karşı taraf seviyorum dese bile olmayacağını görmek.

Hayatındaki bir dönem daha böyle bitiyordu işte geriye dönüp baktığında acaba son bir kez dinlese miydim yada beklese miydim cümlesinin pişmanlığını yaşamak istemiyordu .Dinlese yada beklese değişenin ne olacağını hiç bilmedi ama bekleyecek ti.Kararı kesindi ama nafile son konuşmasını da yapmadan gitmek ona yakışmazdı.İkisinin de en sevdiği şarkılardan birini açtı ve kendini müziğe bıraktı.Şarkının klip ini ilk izlediği günü anımsayıp gülümsedi.Yazık ki her şey geride kalmıştı.

20 Eylül 2008 Cumartesi

KPSS YE GİRECEK BİRİNİN GÜNCESİ

Çok sevgili günlük;
4 sene önce açık öğretime kaydolurken ulan bu açık öğretim neyime yarayacak hala anlamıyorum diyordum ama yinede kaydolmuştum malum bendeki önüne geçilmez okuma isteği okuldan geçen sene mezun oldum hala aynı soruyu soruyordum.Ulan diyordum ne işime yarayacak bu diploma.Bugün ilk defa bir işe yaradığını görüyorum günlük sınavım öğleden sonra 2 senelik ön lisans mezunuyuz ya.Hayatımda ilk defa devletin düzenlediği bir sınava öğleden sonra gireceğim.(Açık öğretim sınavlarını sayma onlar okuldu hem iki sefer gidiyordum bir sabah bir öğleden sonra)E be kardeşim sabaha sabah deli misin ne işin var bu saat de ayakta dediğini duyar gibiyim yok günlük beni bilirsin bir uykum kaçtı mı tamamdır.Hiç bir kuvvet geri yatağa gönderemez beni.

Bugün hava kapalı burada en çok neden korkuyorum biliyor musun orucumun sınavımı etkilemesinden ama oda olmayacak gibi gözüküyor.Sınav günü falan dinlemeden geçmiş yılların sorularına göz attım da gülmekten ölecektim.Ben ki iki öss den de istikrarını bozmayıp aynı puanı almış adamım(Bu senekinde sözel 1 puanımı referans alıyoruz rica ederim :) )Kpss nedir ki.Biliyorum ki iki üç sene evvel girdiğimde neyse şimdide onu alacam yani 70 :)Kpss ye girmeden puanını bilen tek ben varım galiba.Bu sefer elimden geleni yapacağım ama günlük hem de fazlasıyla.Hem havada kapalı bide yağmur yağarsa Allah değmeyin benim keyfime.Yağmurdan zevk alan hele birde bunun sınav gününe denk gelmesinden hoşnut olan kaç kişi vardır acaba.Millet bu işin sınav gününe denk gelmemesi için dua eder gelirse bile şansına küfreder ben tam tersi.Sanki ilkokuldayken zatüre olan ben değilmişim gibi.Geçti o günler be günlük şimdi çok şükür aslanlar gibiyim.Zamanında zatüre olduğumu anlayana kadar doktorlar iş işten geçmişti çünkü ancak 10 gün boyunca iğne olarak kurtulmuştum onun eseri olsa gerek aslan gibi oluşum:)Şaka bir yana bir yana şu sınavdan bir çıkayım eve halay çeke çeke yada hey özgürlük şarksını söyleyerek geleceğim günlük.Bizimkilerin kızım testleri çalışıyor musun ne yaptın sorularından kurtulacağım çünkü.Bu konuda benim hiç bir suçum yok günlük ne yapayım hiç sormuyorlar ki devlet memuru olmak istiyor musun diye.Şöyle bir beş dakika durup düşünmüyorlar bile bu kızın devlet memuru olması orda çalışanlar için zararlı diye.Düşünsene günlük işe girmişim ve her sabah rock konseri veriyorlar iş yerimde .Yüksek ses müzik dinlemeden kendime gelemem bilirsin bak ev halkı uyanık olmadığından yüksek ses müzik dinleyemiyorum ve şekil 1 a da görüldüğü gibi saçmalıyorum:)


Neyse günlük ben kaçar daha ev halkını uyandırmam lazım.Şimdi günlük soruyorum sana ben devlete girsem ne olur girmesem ne olur.Zaten itiraf etmem gerekirse hiç çalışmadım günlük.Sorulara şöyle bir bakıyorum da o kadar kolay ki günlük.Öss denen sınavdan çıktıktan sonra bu sorular aşırı kolay geliyor.Nasılsa dayımızda yok ki iyi bir puan alsak bile işe yerleşelim.O yüzden takmıyorum günlük öss de taktık ta ne oldu sonuç değişti mi nayır.O zaman takmama ya devam eyvallah günlük.

18 Eylül 2008 Perşembe

KAPTAN MAĞARA ADAMI YORUMLUYOR

Efendim yaklaşık bir senelik bir aradan sonra gündem yorumlarına hoş geldiniz.Hatırlar mısınız eskiden gündem hakkında yazar bide güzel blogumun başbakanı ilan ettiğim Garfield'a yorumlatırdım.Gündem konusunda yazmayalı bayağı zaman oldu haliyle şimdi yazacaklarımı yorumlamak için Garfield sevimli kalır artık.Bu yüzdendir ki yeni kahramanımız ve yorumcumuz kaptan mağara adamı:)Buyurun sohbetimize başlıyoruz.





-Sayın kaptan mağara damı hoş geldiniz

-ebe abu(Hoş bulduk)

Başlamadan izah edelim kaptan mağara adamı henüz Türkçe bilmediğinden mağara dilince konuşuyor ben elimden geldiğinde tercüme edeceğim.

-Sayın mağara adamı uzun yoldan geldiniz yorgunsunuz hemen haberlere geçelim

-Hebe hudu(Evet lütfen)

-İşte ilk haberimiz ve gündemin en önemli konusu Deniz Feneri derneği.Malumunuz dernek yardımlarıyla zaten zengin olanlar iyice zenginleşti ve ülkemizin başında olan Ak mı Ak partiye de para sızdırıldığı söyleniyor ne düşünüyorsunuz.

-Tebe tube taba(Ben şimdi bir şey söylerdim ama canlı yayındayız söyleyeceğim şeyin en kibarını söyleyeyim siz anlayın durmak yok yola da ülkeyi soymaya da halk olarak uyumaya da devam)

-Teşekkür ederiz çok güzel oldu bu cümle üç kelimeyle nede güzel izah ettiniz olayı.Durmak yok yola devam demişken İstanbul su kenti ilan edildi Dünya Su kongresi orda yapılacak ama gelin görün ki İstanbul halkının Çarşambayı sel aldı türküsünü İstanbul'u sel aldı şeklinde değiştirmeleri an meselesi sel yüzünden yollarına devam edemiyorlar çoğu zaman.Peki bu konuda ne düşünüyorsunuz.

-Tebe taba tuke tasa tusu(Ne İstanbul su başkenti mi olacak buna çok gülerim işte.Sel başkenti demiş olmasınlar kesin yanlış anladınız)

-Hayır sayın mağara adamı arkadaşlara bakıyorum haber doğru

-Keh kah kih kuh(O zaman bu habere sadece gülüyorum ama sinirden)

-Haklısınız bende aynı sebepten dolayı gülmüştüm sabah kalkınca peki İstanbullulara öneriniz nedir?

-Bam bum bum bam(Madem sel bastı orayı hepsi birer kayık yapmaya başlasınlar yüzerek kurtulurlar her şey daha kolay olur.Buna göre deniz otobüsleri de iptal yaşasın su sporları)

-Çok esprilisiniz konuşulacak daha çok konu var sizin gibi şahsına mütasır bir insanla ama süremiz doldu son bir sorun.Avrupa borsalarında kriz var bu ülkemizi etkiler mi.

-Tebeke(Elbette)
-Yetkililer önlem aldık diyorlar bir hafta önceden görmüşler.
-Kah kih kuh küh vah tüh(Buna sadece gülüyorum ve halkınıza sabır diliyorum.Zannedersem sizleri büyücüler yönetiyor.Bir hafta önceden gördüklerine göre)

-Peki sayın mağara adamı sohbetiniz için teşekkür ediyorum ve sizi uğurluyorum

-Ug ug tebe tüke taki maka(Asıl ben teşekkür ederim hoşça kalınız ve mümkünse delirmeden sakin kalın)



Evet kaptan mağara adamıyla son derece samimi bir röportaj gerçekleştirdik.Hepiniz kendinize iyi bakın ve sağlam kalın efendim.Mutlu hafta sonları.

11 Eylül 2008 Perşembe

WANTED

Efendim kayıp aranıyor köşemize hoş geldiniz.Hemen konuya giriyorum efendim malumunuz takıldığım bir site var ve o sitede aranan bir parça var.Siteyi ayağa kaldırdık arkadaşlarla yetmedi bide buraya yazıyim dedim belli mi olur bulunur felan:D

Efendim parçamız Şebnem Ferah'ın Masal Prensesi parçası.Kendisi girdiğim forumda 3 gün 2 gecedir aranıyor.Hiç böyle bir parça yok demeyin var efendim.Googleden bakarsınız sözlerini bulcaksınız ama sadece o kadar.Çünkü ne kendi albümlerinde var nede albüm dışı kayıtlarında.Parçanın Şebnem Ferah olduğundan eminiz arayan arkadaşada sordum hadi dedi beni geçtim bulduğum video iyi değildi ayırt edemedim arkadaştamı yanlış biliyor hadi diyor onu geçtim bilgisayarı göçen arkadaşımda vardı.Haliyle parçanın sahibi doğru efendim.


Benki gerektiğinde teknolojinin nimetlerinden faydalanıp youtubeden bile video çekebilen insanım ama tıkandım kaldım.Eldeki videonun hem kaydı kötü hemde radyo reklamı yapılıyor.Haliyle çekimde olmuyor.Sözün kısası parça Wanted (Türkçesi aranıyor).Sizlere güveniyorum efenim lütfen bulun şu parçayı bulana ödülde var.(Bi sıkımlık diş macunu) :))))

9 Eylül 2008 Salı

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEYLER VAR

"Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği"

Ne güzeldir değil mi Ataol Behramoğlu ' nun yukarda ki dörtlükle başlayıp devam eden şiiri.Şiirin devamını biliyorum tabi ama bugünkü konu şiirin başlığı yani yaşadıklarımızdan öğrendiklerimiz.Aslında insan her gün yeni bir şeyler öğreniyordur hayatta yeter ki gece yatağına uzanınca bugün neler oldu diye düşünebilecek kadar vakti olsun insanın.Dünde böyle bir gündü benim için.



Malumunuz iş yok güç yok tek işim Kpss ye çalışmak ondan arta kalan vakitlerimde bir sitede takılırım.Dünde böyle günlerden biriydi biraz hoş görüyle yaklaşınca zamanında sevmediğin bir insanı bile sevmeye başlana bileceğini öğrendim.Birde gerçekten arkadaşlık diye bir şeyin olduğunu.Uzun zamandır unutmuştum arkadaşlık kavramını.Teknolojide ilerlediğine göre ancak sanal alemde hatırlanabiliyor bunlar.Real hayatta maalesef arkadaşlık kavramını unutalı da çok oluyor.Sanırım lisedeydim arkadaşlık kavramını en son gördüğümde.Aynı şehirde de olsa arkadaşlarıyla ancak msn de görüşen en yakın arkadaşına hadi şurada görüşelim denince karşısına bir bahaneyle çıkılan insan nasıl hala arkadaşlık kavramına inansın ki.Neyse konumuzu fazla dağıtmayalım ne diyorduk yaşadıklarımızdan öğrendiklerimiz.Kimseye güvenmemem gerektiğini bildiğim halde istendiği takdirde yeniden güvenilebileceğini öğretti yaşam bana bide sevginin ne olduğunu sevdiğin insan için neler yapılabileceğini.Onun mutluluğunu için ilk başlarda hoşlanmadığın birinden bile yardım alıp o insanı anlayabiliyormuşsun.


Dün bunları öğretti yaşam bana ve hala diyorum ki öğrenecek daha çok şeyim gidilecek daha çok yolum var.Peki ya sizler bu yazıyı okurken beş dakika bile olsa durup düşünün bakalım sizler neler öğrendiniz yaşamdan.

2 Eylül 2008 Salı

HOŞ GELDİN RAMAZAN




11 ayın sultanı Ramazan 'a da girdik sonunda efendim.Ev halkı için hiç bir önemi olmasa da benim için önemli bir ay Ramazan ama gelin görün ki şu son üç senedir ramazanların keyfini yaşayamıyorum.Hep bir şeyler eksik kalıyor.Çünkü bizim oturduğumuz yerden bırakın davulcuyu davulun d si bile geçmiyor.Haliyle telefonuma davul zil sesi yükleyemeyeceğime göre sahura davul sesiyle uyanamıyorum oysaki o ses benim mutlu uyanmamı sağlayan.Bir gün alacağım davulu başlayacağım bizim mahallede davul çalmaya evet efendim en sonunda o olacak :)

Onun dışında her şey yolunda efendim bu sene 7.30 lar da iftar yapılacağı için dün bayağı bir korktum nasıl olacak o kadar saat falan diye ama dün gördüm ki korkulacak hiç bir şey yokmuş.Ramazan öncesi rejime girip de günde 2 öğün yemeğe alışırsam olacağı bu tabi.Hatta Ramazan başlamadan annem beni zorla masaya oturtuyordu kızım gel buraya diyerek:)Eh zamanında önlem alınınca da zorlanılmıyor tabi.Tek bir şikayetim var oda sevdiğim insanında oruç olması kendisi askerde olduğu halde bulduğu her yerde uyuma rekorları kırıyor da :( Hoş ben ondan farklı mıyım hayır evdeki çalar saatlik görevim dolayısıyla erkenden kalkıp ev ahalisi uyandıktan sonra geri yatağa yollanıyorum 11 e kadar gün başka türlü geçmiyor ki evde korkuyorum yakında hazır uzaklaşmış olduğum kadın programlarını izlerken bulu cam kendimi.Rtük' ten ricam kadın programı ve birbirinin tekrarı programlar dışında bir çözüm bulunsun.Hatta ve hatta Sunay Akın'ın sunduğu mahya ışıkları geri gelsin.


İşte böyle karşıladım 11 ayın Sultanı nı tek sorunum sahurlara davul sesiyle uyanmamak onunda çözümünü bulacağım ama ya modernleşip telefonuma davul sesi yükleyeceğim yada sevabına çıkıp üşenmeden ben çalacağım ki buda mahalledeki inanların felaketi demek:)Neyse bulunacak bir çözüm işte Ramazan-ı Şerifleriniz hayırlı olsun efendim.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

AŞK'A DAİR SAYIKLAMALAR

"Her zamanki gibi önce hafif çapta bir tartışma ve arkasından bir tarafın özür dilemesiyle barışmanın ardından yapılan içsel muhasebeden bir kesit..."

Ben:Hey nerdesin hani bugünlerde yalnız bırakmayacaktın beni
İçSes:Geldim geldim hazır huzurlusunuz iki dakika dinlen iyim dedim
B:Kim biz mi huzurluyuz
İç:Evet elbette siz
B:Ses öyle san hıh
İç:Ya kardeşim siz daha demin tatlı tatlı mesajlaşmıyor muydunuz
B:O demindi canım
İç:Ya sabır anlaşıldı siz yine tartıştınız peki şimdi ne oldu
B:Ben hiç teşekkür etmiyormuşum ona halbuki teşekkür etmememin nedeni ona ne kadar teşekkür edersem edeyim hep bir teşekkürün eksik kalacağındandır.
İç:Aşıksın ya gözün bir şey görmüyor tabi ama bu mantıklı bir sebep peki bunu ona söyledin mi
B:Söyledim tabi
İç:O ne dedi
B:Bilmiyorum artık
İç:Senin dediğini sormuyoruz o ne dedi
B:E bilmiyorum artık dedi
İç:Sen ciddi misin
B:Yok canım hiç ciddi olur muyum stand up yapayım dedim
İç:Biliyordum şimdi söyle bakalım ne dedi sen öyle deyince
B:Ya sabır ya işim gücüm yok sana stand up mı yapacağım söylediğini dedim işte
İç:Ha sen ciddiydin
B:Yok canım olur mu öyle şey
İç:Ya bir karar versen diyorum ciddi misin değil misin
B:Bende seni camdan atsam diyorum ve son kez söylüyorum ciddiyim
İç:Tamam tamam sakin peki bilmiyorum artık deyince sen ne yaptın demeyeceğim kesin kavga ettiniz
B:Hayır canım kavga etmedik efendi gibi dilim döndüğümce teşekkür ettim oda zaten beni kırdığından dolayı özür diledi
İç:Çok şükür hallettiniz yani
B:Evet gönlümü almayı iyi biliyor
İç:Hayır canım ona öyle demezler
B:Ya ne derler
İç:Çok sevdiğinden kırmak istemiyor derler
B:Ne yani ben sevmiyor muyum
İç:Bilmem sen düşün artık
B:Nasıl yani
İç:Canım benim toplantım var arkadaşlara söz vermiştim hadi ben kaçtım
B:Hey nereye
İç:Mümkünse senden uzak bir yere
B:Peki niye ben sevmiyor muyum deyince sen düşün dedin
İç:Bilmem
B:Bu soruya cevap vermeden gidemezsin
İç:Tamam tamam şaka yapayım dedim hadi gül bakiyim aranızda düzelmiş bak ben kaçtım
B:Tamam hadi güle güle

İçses gider ben kendimle kalırım.Her gün aşka dair yeni bir şeyler öğreniyorum dün gecede aşkın bazen teşekkür etmek olduğunu öğrendim.Yine dünyanın en mutlu insanıyım.Nasıl omluyum ki adama Ankara dışına gidebiliriz diyorum gitmeyecek sin gitsen de ben gelirim diyor böyle bir insan nasıl sevilmez ki.

22 Ağustos 2008 Cuma

10 YILIN ARDINDAN

"Rahmetli Annaneme"

10 YIL ÖNCE 22 Ağustos

Bugünün anlamı büyüktür bende bundan 10 sene evveli halamlardayım ilkokulu yeni bitirmiş bir çocuğum o zamanlar Annanemle akraba düğünü için çıkıyorum yola.Terminalin karşısında duruyor otobüs geçitten geçiyoruz giriyoruz terminalin içine oturacak yerlere doğru ilerliyoruz tam o sırada bir otobüs giriyor gara ve o otobüs pek çok şeyin belki de hayatım boyunca hep kendimi suçlayacağım bir kazayı beraberinde getiriyor.Suçluyum annanem beni son anda itip kendisi tekerin altında kalıyor hani kıl payı kurtulmak derler ya...Dün geceyi bugüne bağlayan saatlerden biri gece 3.5 falan telefon çalıyor bir şeyler olduğu belli yiğenim le göz göze geliyoruz soruyorum yok bir şey diyor.O yok bir şeyin koca bir yalan olduğunu nacak eve dönerken apartmandan çıkan insanları görünce anlıyorum.Sonra annanemin öldüğünü anlıyorum kardeşim küçük ben ilkokulu bitirmişim.

Bugün:

Çok zaman geçti tüm bunların üstünde bugün annemle konuşuyordum da tam 10 sene oldu dedi 5 yada 6 diye biliyordum meğer ne çabuk geçermiş seneler.Annem sabahtan mezarlığa gitmiş ben ve kardeşim uzun zamandır gitmiyoruz mezarlığa hepimizin büyük adamlar olmamızı isterdi her sene okul setlerimiz hazırdı okullar açıldığında.Kim bilir belki de ondandır öldükten sonra hiç bir zaman eskisi gibi olmadı okulların ilk günü.Büyüdük ama adam olabildik mi hala bilemiyorum.




Çok zaman ve çok sular geçti olayların ardından ama hala hatırıma gelir ve aynı soruyu sorarım kendime neden annane neden beni son anda kenara çekip kendini tehlikeye atıp ölümüne sebep oldun annemin emanetiydim dimi hangimizin canı emanet değil ki...

18 Ağustos 2008 Pazartesi

SAYIKLAMALAR

Çarşamba akşamı Ortaköy:
Bugün son günüm burada Barışarock ta dahil olmak üzere her şey i geride bıraktık.Ne barışarock tı ama bir tek mor ve ötesine gittik çadır falan da yalan oldu yinede güzel geceydi kanatlarım yoktu ama uçabiliyordum.Sevdiğim insandan mesaj geliyor dört gündür aramayan adam şimdi durduk yere hayır olsun inşallah .Öylede oluyor zaten 2.5 ay sonra geliyormuş canım benim onu haber veriyor.Bir elimde içkim var ulan diyorum kendi kendime yine fazla içtim galiba.Yada okuduğum mesaj doğru ikimizde bizde geçirdiğimiz yılbaşı akşamını unutamıyormuşuz ha yok canım rüyadayım.Çok içmediğim halde kahve içiyorum kendime gelebilmek için rüya hala devam ediyor.İlk defa otobüs kalkana kadar binmiyorum otobüse artık bir sevgilim var çünkü yada ben öyle zannediyorum her neyse işte mutluyum ya ötesinin hiç bir önemi yok.O gece sabaha kadar uyumuyorum Yaşar Kurt söylüyor ben içimden eşlik ediyorum.

"Kamyonlar kavun taşır
Ben hep seni düşünürdüm".


Dün :
Mor ve ötesi konseri öncesi yaptığımız konuşma geliyor aklıma:” Çalarlar sa Rüya parçasını mutlaka dinle.”Olur dinlerim

Demesine dedim de nasıl bir parçaydı ki bu .Kafama takıldı işte bir dinliyim dedim hayatım boyunca dinlediğim en güzel Mor Ve Ötesi parçasıydı.Bir kez daha hep dile getirdiğim düşüncemin kanıtını bulmuştum işte.Evet Mor Ve Ötesinin kariyer yaptığı adını duyurduğu Dünya Yalan Söylüyor albümünden önceki zamanları çok daha iyiydi elimde kanıtta vardı bu sefer.Şehir albümlerinin tamamı yabancı müzik dinlemeyi sevmeyen bana bile bir resital gibi geldi o albüm.artık bende yabancı müzik dinliyorum.Gördüğüm rüya kaldığı yerden hergün beni değiştirerek devam ediyor.


Akşam:

"-Annem kasımda seminere gidiyor bu sefer kazanmaya niyetli Ankara dışına gidebiliriz ve ben seni bekler misin diyemeyecek kadar çok seviyorum.Onun için artık beni düşünme"

-Nereye git cek siniz

"Bilmiyorum Bolu yada Kırıkkale"
-Bolu olursa Ağabeyimler var sürekli gelirim Kırıkkale olursa da gelirim


Hayatın gerçeklerinden bir kesit rüya hala devam ediyor kaldığı yerden ve ben her şey den çok seviyorum onu o hak ediyor çünkü.Eğer gidersek hayatımda ilk defa bu şehirden ayrılırken üzüleceğim...

17 Ağustos 2008 Pazar

BUGÜN 17 AĞUSTOS



Tam 9 yıl önce bugün bir deprem oldu ülkemizde pek çok hayat yarım kaldı pek çok insanımızı kaybettik.O depremde hiç bir yakınımı kaybetmedim ama ölümün zamansızlığını ve acısının bir ömür boyu unutulmuycağını çok iyi bilirim .İnsanların çöken binaların altından sesimi duyan varmı diye bağırışları hala kulaklarımdadır zaten.

17 Ağustos depreminden çoğu insana göre hasarsız çıkan ölen insanlara insan oldukları için duyduğu saygıdan ötürü üzülen birinin satırlarıydı bunlar.Dedim ya hiç bir şey yaşamadım o depremde ben hiç bir hikayenin içindeki insan ben değildim.17Ağustos'un yıl dönümünde bir kez daha hepimizin başı sağolsun.

15 Ağustos 2008 Cuma

DERTLİ GİTARSIZ GEÇEN 7 YILIN ARDINDAN





"Gitar Virtüözü Yavuz Çetin'in anısına"



Sene 2001
İlk kez ismini duydum bugün haberlerde Boğaz köprüsünden atlayıp intihar ettiğini söylüyorlardı o zamanlar küçüktüm anlamıyordum neden bu yolu seçtiğini.Anlamasamda etkilenmiştim bu isimden ve o zamandan hafızama kazıdım ismini ilerde araştırabilmek ve bir an olsun anlaya bilmek için

Sene 2008

Büyüdüm Yavuz abi büyüdüm ve anladım.Sana göre dünya oyuncaktı ve sende müzisyeni oynuyordum bu hayatta ve oyun sona ermişti.Üstelik şarkında da demiyor muydun Yaşamak istemem artık aranızda diye.Arkandan hala o bir akıl hastasıydı diyor birileri ben susuyorum.Bu zihniyet değil miydi senin çığlıklarını duymayan ve ölümü seçtiren .Şimdi gittiğin yerde rahatsındır orda atıyorsundur en güzel sololarını.hiç bir şeye üzülmem de buna üzülürüm işte.Zamanında yetişip de bluesi sevdirdiğin insanların hiç birisi senin kadar iyi solo atan birini daha dinleyemedi.Oysa seni tanıma şansına erişenlerin bir tek buna ihtiyacı vardı.Teselliyi bizlere bıraktığın iki albümde buldular.

Bugün eğer İstanbul’da olsaydım mezarına gelir mezar taşında yazan şarkının sözlerine bakar ve ayakta alkışlardım seni.Müziğini icra etmek içim gittiğin yere kadar alkışlarım gelir mi hiç gelemeyeceğini bile bile yinede alkışlardım.İntiharı seçen birinin ardından bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama gözün arkada kalmasın Yavuz abi.Seni anlayanlar ve yakından tanıyanlar tanımak isteyenlere herkese mezar taşında yazan dört cümleyle anlatıyor seni.Ruhun şad olsun.

6 Ağustos 2008 Çarşamba

ARA

Evet efendim geldik malum tatil zamanına.Tatilde ne tatil olacak ama neyse gidiyorum ya buna da şükür.Her şey benim müdahaleme gerek kalmadan ayarlandı efendim Cuma sabahı yolculuk Cumartesi ve Pazar ise Allah'ın izniyle Barışarock.Sonrası ise sanırım bir beşgün daha kalırız ve tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıymış misali geri dönerim buralara.Ne gariptir ki bir yanım git diyor bir yanımsa gitme kal.Ah Yaşar Kurt ah yada ah benim şansım ah düşündükçe deliriyorum ben aylar önce her şey i ayarladım neden Yaşar Kurt her sene katıldığı gibi kesin bu senede katılır Barışarock'a ve canlı izlerim diye.Peki ne oldu bu sene Yaşar Kurt yok canlı izleyenler diyor ki git çıktığı barda izle daha iyi.

Şimdi manzarayı gözümün önüne getiriyorum bir yanımda Barışarock tan sonra müzik dinlemek istiyeceğin den şüphe ettiğim babam öteki yanda babama nazaran daha umutlu vaka ama henüz 15 inde kardeşim ve ben bara gidiyorum.Hayatımda görmeyi düşündüğüm en son manzara.Yaşar Kurt sevgimiz ayrı tabi ama başka bir gidişte artık.Onun dışında bir sorun yok şükür kavga gürültü tercihi bile yaptık.Ama ne tercih Başkent üniversitesinin burslu bir bölümünü yazdım.Şükür ki radyo televizyon bölümü:)Bakalım oda tutarsa iki kişi alınıyor çünkü bendede bu şans varken düşünemiyorum bile.


İşte böyle değerli okurlar çenem düştü yine şimdilik gidiyorum dönüşte ne olur bilmiyorum.Hepiniz kendinize iyi bakın.

Ps:Bu arada delirebilirimde tabi üç gün önce konuştuğumda acilde uğraşıyorum diyen x bey 3 gündür aramadı.Ben ariyim diyorum elim geri gidiyor askerdeki insan sonuçta malum tele oda çıkmayacak ne denir ki :s imdat yardımmm

3 Ağustos 2008 Pazar

HAFTANIN SONU

Akp nin kapanma davasıydı hastane koşuşturmacasıydı derken geldik haftanın sonuna.Öss sonuçları açıklandığından beri bilgisayara yapışmış durumdayım özelliklede şu son günlerde hedef belli ne yapsamda bi yerleri yazabilsem.Bunun için çırpınansa sadece kendim.Elbette çırpınıcam buna diyeceğim bir şey yok ama insan yinede böyle durumlarda ailesini yanında görmek istiyor.Yarın son gün işte tercihler için sonuç elde var sıfır artık önümüzdeki kpss ye bakcaz.Anlatamıyorum kpss de iyi puan alsam bile torpilsiz hiç bir şeyin olmuycağını anneme.Hep diyorum aslında işe giricek olsam üç senedir boşta gezmezdim diye ama nafile sınavdan sonra anlıycak inşallah.

Onun dışında bir sorun yok şükür.Son hız bu hafta olduğu kesinde gününün bile belli olmadığı İstanbul yolculuğuna hazırlıyorum kendimi.Birde kardeşimi anlamaya çalışıyorum benle beraber gelcek olan kendisi biletleri alcak babam.Bana kalsa on kez arayıp çatır çatır biletleri sorcam ama bulaşmak istemiyorum ama kardeşim günde en az bir kez telefonla konuşan insan her seferinde söyle şu biletlerin adı konsun dememe rağmen niye sesini çıkarmaz.Yada benmi öss nin gerginliğinden çatıcak yer arıyorum bilmiyorum.Oysa sakin mizaçlı biriyimdir ama söz konusu seyahet olunca ve hafta içinde yola çıkılcağı kesinse sakin olamıyorum işte.Hoş bazende kızıyorum kendime gidişimi öğrenince ne olucaksa.Herşeyim hazır zaten Annem ısrarla valiz al bak ik hafta kalcaksınız diyor ben her zamanki gibi sırt çantasında inat ediyorum.Sonuçta kim mi kazancak tabiki ben.Beni bıraksanız iki bilemedin üç pantalon ki bana göre 3 bile fazla ama annem işte kesin koydurur 3 pantolon 4 bilemediniz 5 tişörtle fıstık gibi iki haftayı geçiricek insanım eh bunun içinde valize gerek yok.Hatta gülüyorum valizle yola çıkıcak kardeşime ama ona lazım tabi kızımızın süsü bitmezki ben ne kadar pantolon tişört özgür vaziyette çıkarsam oda o kadar süslü çıkmak zorunda çünkü yoksa bişeyler eksik olur:)Bazen düşünüyorumda ben dünyaya erkek olarak gelseymişim en rahatı olurmuş herhalde.Hem o zaman annem bu kadar karışamazdıda özellikle öss sonuçları sonrası tercih aşamasındayken anne ben gidiyorum hoşcakal deyipte gitmeyi çok isterdim.Dedim de zaten bugün Eskişehirde bilgisayar operetörlüğü tutuyor bak bilgisayardan anlıyorum gidiyorum diyorum sorduğu ilk soru kaç yıllık puanımı sanki bilmiyorda.İki yıllık diyorum cevap hazır eh sen zaten iki yıllık menzunusun.Unuttuğu bir şey var bu noktada annemin kızı açık öğretim menzunu ve bu yaşına gelmesine rağmen hala hayali normal bir ünide okumak.
İşte böyle düşünsenize erkek olduğumu hiç annemi dinlermiydim acaba.Tamam kabul ediyorum bu sadece bir düşünce ve sıcaklardan beynim durmuş vaziyette giderek düşünme yetimi kaybediyorum.Aslında ben baştan dedim ya dedim raporla o kadar uğraşmayalım gidelim Gölbaşına alalım deli raporunu rapormudur rapordur hem o kadar koşturmayız ama dinleyen kim yarına yine hastanedeyiz.Kabusunu ikinci bölümü başlıyor yani.Allahtan bir gün sürücek bu koşturmaca sonrası muhtemel İstanbul olayına el koyup şu bilet işini halletmek.Birde ayak bastı parası var tabi:)Onuda hallederiz yine tipik ben geri dönüyor işte güçsüz olmayı çok isteyen ama hep güçlü olan ben.Açılın leyn geliyorum.

İçSes:Bi dakka sen bu hızla İstanbula kadar uçarsın dimi bilete gerek yok uğraştırma milleti hadi canım ancak uçarsın
Ben:Uçarım tabi ama üstüne
İçses:Tamam tama sakin sakin bi kça gün daha çekicez artık sakin ol sen relaks

1 Ağustos 2008 Cuma

BİR HASTANIN ÇİLESİ PART 1

Efendim malumunuz yazmıcam dedim ama duramıyorum ki işte.Birde arkadaşlarımızdan gelen tehditler söz konusu olunca(Aramızda kalsın haftaya İst'e gidiyorum zannımca tam iki hafta olmayacağım da çaktırmayın)yazmaya karar verdim.Memleketin gündemini bir kenara bırakıyorum önemli olan benim gündemim deyip anlatmaya başlıyorum.Efendim Pazartesi'den beri hastanelerde koşturuyorum.yok yok merak etmeyin bir hastalık yok çok şükür.Bilenler bilir belki tamamen annemin marifeti olaraktan çocukluğumdan beri olan sağlık sorunlarım ki bunların başlıca sını göz oluşturuyor özürlü raporu alalım dedi annem nedir efendim daha kolay iş bulacakmışım.Eyvallah dedim iş bulacağım ya özürlü olmadığımı raporun işe girmem kolay olsun diye alınacağını biliyorum ya ne diye hayır diyim neyse efenim 3 sene evvel aldık raporumuzu vatana millete hayırlı olsun diyerekten.

Biz rapor aldık ya devletimiz sağolsun yasa değiştirmiş buna göre benim aldığım rapor sadece özel işlerde geçerli olan bir rapormuş.Artık nasıl bir yasaysa çıkan siz düşünün.Neyse biz bunun ayır dına bu sene Kpss'ye başvururken varabildik ve cin annem devreye girdi.Pazartesi günü düştük yollara ilk gün bir şey yapamadık tabi ikinci gün apayrı bir komediydi zaten.Göz muayenesindeyiz doktor muayene etti çıktı bize dışarı da bekleyin dedi biz bekliyoruz saf saf doktor bir geldi peşinde üç doktor haydin yine içeri.Sonunda durumu canım annişkom izah etti de doktorlar bir şey anladı kurtulduk.Eh amaç perşembeye raporu yetiştirmek tabi ama nerde biz koşturduk doktorlar bir şeyler çıkardı.Sonuç itibariyle rapor kaldı haftaya perşembe gününe .Neden doktorlar sağolsun kapıyı evde yalnızken ve son ses müzik dinlerken dahası kapıdan yüz metre uzaktayken duyan bir insana işitme testi yapacaklar.Dahası bide başımıza büyük ihtimal enfeksiyon çıkardılar artık sadece gülüyorum bakalım daha neler görüceğiz diye.Tüm bu koşuşturmacalar pazartesiye sarkınca annemle aynı şeyi söyledik Allahtan özrüm hayatımı ve koşturmamı etkileyen bir özür değil düşünüyorum da ya Allah korusun tekerlekli sandalyede falan yaşıyor olsaydım.

Velhasıl kelam rapor maceramızı bir haftadır koşturmamıza rağmen bitiremedik çünkü bu rapor denen olay Perşembe'den Perşembe'ye çıkıyor.Şimdi düşünüyorum bu ülkede özürlü bir vatandaş olmak gerçektende çok zor devletimiz sağolsun.

Ps:Şimdi düşünüyorum da iyi ki yazmaya döndüm eh sevgi durumları çok etkiliyor ah bizimki bir gelsin dünyanın en tatlı çifti olu caz.Birde sanırım iki hafta yazamaya cam malum Barışarock ve İstanbul günlerim.Ya ben bunu niye düşünemedim ki.Efekt:Bir zamanlar zevkle izlediğim çizgi film karakteri olan değerli gülmesi kih kih kih.Hatırlamayanlar için kendisi aşağı dadır